Salı, Şubat 09, 2016

Salı sallanır

Günler vızır vızır geçip giderken, geldik bir Salı'nın sallambacına daha. Anadolu insanı atalarının öğretilerini bugüne kadar taşımış. Yaşanmışlıklar, günümüze kanunlaşmış bir şekilde ulaşmış neredeyse. Yaşanmışlıkları severim. Okumasını da , dinlemesini de. Ne kadar çok yaşanmışlık, o kadar çok doğruluk. 

Kulağımı tersten tutup önce bir Mart ayına uzanıp, geri geleceğim. Havaların hafif güneşlenmesi ile  ısınan içimiz, "kalk gidelim" demeye başladı. Önümüzdeki ay memlekete kadar bi uzansak diye konuşurken dün gece, gecenin en veciz sözü çıkıverdi ağzımdan , Nisan'da gideriz ancak , malum "Mart kapıdan baktırır kazma kürek yaktırır " deyiverdim. Ki, bu konuda benim bile yaşanmış doğrularım var. Doğum günüm olan Mart günlerinden birinde, diz boyu kar vardı Ankara'da , buna rağmen seven kişi gülünü alıp kapıya kadar ulaşabilmişti. Unutulur mu ? 

Gelelim bugüne tekrar. Günlerden Salı, ne demiş Anadolu'mun güzel ataları, Salı sallanır. Ne yaşamış bilmem ama babam da Salı günleri yola çıkmaz. Çıksa bile öğleden sonra çıkar. Çocuğum yok ama olsaydı ata babamın bu adeti eminim ona da sirayet edecek ve bizim aile bu geleneği sürdürecekti. 
Anadolu kültüründe tüm günlerin bir özelliği var aslında. Merakınız varsa, BURADA ve BURADA  konu ile ilgili bilgiler okuyabilirsiniz. 

Salı sallanır gelir
Dili ballanır gelir
İstedi mi oyuncak 
Kuralım salıncak
Allanır, pullanır
Bir güzel sallanır...

Çocuklara söylenen bir Salı tekerlemesi idi okuduğunuz. Astrolojide de Salı günü ile ilgili şeyler var.  Temsil ettiği gezegen Mars'mış. Mars ise agresif bir gezegenmiş efendim. Atalar işe başlanmaz dese de astrologumuz  öyle demiyor. TIKTIK  

Benim işime gelen Anadolu atalarının dediği;  Salı gün işe başlanmaz, başlanan iş sallanır, olumsuz bir gün bugün demişler.  Badana yapılmaz, çamaşır yıkanmaz, göç yapılmazmış. 
Peki ne yapacağız ?
Demek ki bugün, yan gelip yatma, ya da bu güneşli havada kendini sokağa atma günüdür. O zaman ben kaçar Arkadaş kitabevini keşfetmeye. ONE Tower diye bir AVM açılmış yakınlara , oradaymış kitabevi. Dün broşürü ulaştı elime. Tam bana göre bir mekana benziyor. Minik bir cafe'si de var. Gidip bakayım, Salı'yı orada sallayayım.  


Neş'e olmadan, gülümsemeden  hayatın tadı tuzu da olmaz. O zaman TIKTIK


Pazar, Şubat 07, 2016

Pazar ondan bundanı



Kadınlar pazar gününü pek sevmez diye düşünüyorum.  Ev halkının tamamına hizmet etme günüdür bugün. Mutlulukla, yorgunluk arasında bir yerlerde yaşarsınız. Herkesin gönlünü etmek kadına düşer genelde. Babalarsa, çizgili pijamaları ile televizyon karşısında, kah uyur ,kah gazete okur, kah isteklerde bulunur, uzun oturur kısa düşünür , yani  kanepe ile haşır neşir olurlar genelde. Şimdi çizgili pijamamı kaldı diyenleri duydum. Kulağımdan kaçmaz.  Buradaki çizgili pijama bir tasvirin tamamlayıcı unsuru. Ayrıca, o çizgili pijamayı yıkayıp ütülemekte kadının işidir. Almaya alışmış erkek, vermeye alışmış kadını sömürür de sömürür tüm gün boyu. Çay yap, kahve yap, börek çörek yap, suratını asma, su getir, yemekte ne var, sofra hazır mı, niye kuru fasulye pişirmedin, tuzu versene, houuuhh (esneme nidası), zortt ( pırtlatma nidası) hanııımm canıımm (şımarma nidası)...

Erkekler pazar gününü pek sevmez diye düşünüyorum. Ev halkının tamamı tarafından ezilme günüdür bugün. Herkesin eleştirisine maruz kalmak erkeğe düşer genelde. Çürüttün o kanepeyi, hadi alışverişe gidelim anca yatıyorsun, ben senin uşağın mıyım kalk suyunu kendin al, paşa bu paşa, bıktım çoraplarını toplamaktan, bi kerede şu sofrayı sen kursan, yemeği sen yapsan, şu saç sakalının haline bak kalk bi traş ol, üstünü değiş, niye o kazağı giydin, herkes sokakta biz evdeyiz, çok miskinsin anca uyu sen, niye yattın, niye oturdun, gazeteyi niye oraya attın, yine mi maç izliyorsun, Kadının nidaları yoktur pek, konuşmaktan esnemeye bile zamanı bulamaz. Gün boyu yanında ya adamı, bulmuş ya böyle imkanı, akşama kadar dır dır dır dır dırrrrrr dır nidası....

Bir koca gün , paylaşılamadan geçip gitmiştir sonunda. Yazdım öylesine. Öylesine şeyler yazarım ben zaten.  Mutlu pazarlar. Ne kadar mutlu olabiliyorsanız tabii. Fazlasını isteyin belki olur. En iyisi ben size bir şarkı armağan edeyim de, 4 dakika 32 saniye uzaklaşın her şeyden .

RELAX





Perşembe, Şubat 04, 2016

Uç uç böceğim

Gazete ve ekmek getirdi  yine bu sabah Turgut kapıya,
"Günaydın Turgut, gazete almayacağım" dedim.
Ekmeğimi en çıtırından seçtim aldım,
"kolay gelsin Turgut, iyi günler" deyip kapımı yavaşça kapattım.
Doğru mutfağa gidip çaydanlıktan çıkan buharın sıcaklığında kahvaltı sofrasını hazırladım. Kendi kendime de fısıldandım. günün ilk kötü haber aşamasını atlattım diye.
Çok şükür, keyifle yaptık kahvaltımızı, keyifle yaptık kahvaltı sohbetimizi.

Sonrasında çayımı alıp geçtim bilgisayar başına. Facebook arkadaşlarım hayatta mı , sağlık durumları nasıl, mutlular mı bugün yoksa mutsuz mu, bir yaramazlık var mı diye göz gezdirdim. Çok şükür hepsi iyi. Fonda bana eşlik eden , Max Fm Özgür Aksuna'nın enerjik sesi, saatin 09:27 olduğunu hatırlattı o sırada. Bilkent Center'da çocuklar için çok güzel sömestr etkinlikleri varmış. Saat ikiden sonra başlıyormuş. Özgür söyledi. Kapın çocuklarınızı gidin.

Sonrasında olanlar oldu. Bu yazıyı yazmama sebep oldu. Bir arkadaşımın sayfasında kayıp ilanı vardı. Gencecik, üniversiteli bir genç kız fotoğrafı. Kayıpmış , ailesi arıyormuş. telefon numarası verilmiş, gören bilenler arasın diye. Sonrasında gözüm fotoğraf altı yorumlara kaydı. Vah vah vah, ne oldu bu insanlarımıza...
_ Yav kardeşim koca kız ,ne kaybolması herife kaçmıştır yakında haberi gelir
_ Müge Anlı'ya başvursun ailesi
_ Ne bileyim kardeşim ben bekçimiyim
.
.
Bu verdiğim örnekler devede kulak. Benzerlerini bir çok yerde okuyoruz, sizlerde biliyorsunuz. Kişilere yönelik ağır hakaretlere varan, küfürlerle dolu   bir sürü yorum yapılıyor, haklarıymış gibi. Maksat yorum yapmak değil , karşı tarafı sinirlendirmek, rencide etmek ve bu arada kendi içindeki canavarı hiç susmadan konuşturmak. İnanın anlayamıyorum , anlamlandıramıyorum. Bu insanlar ve bu tür yorumlar çığ gibi büyüyor her geçen gün. Bazıları çok genç bu yorumcuların. Bu yeni bir gençlik eğlencesi ise şayet, vah ki ve vah bir kez daha. Yok eğlence değilde gerçekse, tamamen doğruysa diye düşünmeyi hiç istemiyorum.

Anne babalar uyuyor mu ? diyeceğim , onu da diyemiyorum. Biliyorum ki çoğu uyumadan bilgisayar, Ipad başında.!! Bu arada da  çocuklarından bi haber. Çocuklara oyuncak olarak verdiğimiz ıpadlar, bilgisayarlar keskin bir kılıca  dönüştü. Ve çocuklar, sonrasında yetişkinler, bilinçsizce sallıyor bu kılıcı. Kime denk gelirse. Çok yaralı var.

Büyüklere sesleniyorum; çocuklarınıza sahip çıkın. Çocuklara sesleniyorum, ana babanız sizden bi haber , kendinize sahip çıkın. !!!

Çaydanlıktan çıkan sıcacık buharın yumuşatıcı etkisi ile tatlı sohbetlerle yaptığım kahvaltı sonrası yükselen endorfin salgımın ferahlığı ile oturduğum bilgisayar başında, az sonra stres içinde kıvranıyor buluyorum kendimi. Rotamı edebiyata, güzelliklere, güzel görüntülere çeviriyorum ben şu dakikadan sonra. İnternet ortamında çok güzel şeylerde var çünkü.


Ve uçuruyorum böceğimi güne doğru,
"uç uç böceğim, bana güzellikler, güzel haberler getir "
diyerek.
Aydın olsun gününüz...


Pazar, Ocak 31, 2016

Pazar şarkısı

Müjde !!! Geçmeyen nezle icat etmişler, ben satın aldım. İsteyen olursa aldığım fiyattan satabilirim. Eskiler bazı hastalıklar için , yaşın kadar sürer derlerdi. 54 günün tamamlanmasına az kaldı, bekliyorum sabırla. Yoksa alerji mi bu yaşadığım yafu. İnsan üst üste kaç kez hapşurabilir. Ben kendi rekorum olan 10'u egale etmek üzereyim an itibari ile. Herkese şifa diliyorum, kendim de içinde.

Bugün nostalji yapalım istedim. 1975 Yılının Ocak ayına gideceğiz. Hey gidi günler. Çocuktum, ufacıktım. Bu yılları bilmeyen bir sürü okur arkadaşım var. Onlar nostalji yapamayacaklar ama ne tür müzikler varmış listelerde fikir edinirler en azından.

Hey dergisinin arşiv sayfalarına müracaat ettim yine. O yıllar için en sevdiğim dergi olduğunu söylememe gerek yok herhalde. Ben o zamanda dergileri seviyormuşum. Ablam harçlıklarını biriktirip giyecek bir şeyler alırken, ben dergi alırdım.


Dinleyelim o zaman.

Hala en sevdiğim şarkılardan biridir benim. Demek ki güzel olan şeyler yıllar geçse de aynı zevkle dinleniyor.

Son yıllarda bunun benzeri sözlerle bir çok şarkı yapıldı. Bence bu yine güzel

Türkçesi'de yapılan ve o yıllarda ve sonraki yıllarda TV'lerde çok sık çalınan, kullanılan şarkı.

Listede alt sıralarda bulunan şarkılara dikkatinizi çekerim. Bugün hala çalınan söylenen şarkılar. İçinde çok sevdiğim bir sürü şarkı var. Bugünlerden yarınlara kalacak kaç şarkı var acaba ? Bir elin parmağı derim ben.



Ve ben bu listeden bir bonus şarkı seçtim sizler için. Anıları olan şeyler, güzel şeyler olsun hep. Güzel anılar biriktirelim geleceğe. Bu şarkıda benim anı şarkılarımdan birisi. Arkanıza yaslanın, gözlerinizi kapayın dinlerken. Mutlu Pazarlar.

BONUS 






Pazar, Ocak 24, 2016

Top 10 listesi

Sürekli radyo dinlememe rağmen listelerden çok haberdar değilim. Bazen radyolar bi şarkıyı o kadar sık çalıyor ki, eskiyiveriyor şarkı hemencecik. Liste başı oluyor o anda şarkı da tabii. Mesela Virgin radyo  Hello'nun cılkını çıkardı artık. Kanalı her açtığımda Hello ile karşılaşıyorum varın siz anlayın ne çok çaldığını, yoksa böyle bir tesadüf namümkün. Ama biz bugün Türkçe pop bir liste yapacağız. Yoksa Adele ve Hello benimde liste başı şarkım.  Denk gelirsem listeleri dinliyorum radyoda. En çokta gerileyen şarkılara üzülüyorum. "Listede 8 numaradayken 10 numaraya geriledi" dediği anda  "tüh" diyorum istemsiz, ne üzülmüştür şimdi sanatçı.  Balık burcuyum ben, fazla söze gerek yok. Üzülecek bir şey bulamazsam buna bile üzülürüm işte.

Bugün radyoların top 10 larına baktım ve kendi top 10'umu oluşturdum. Onların listelerine sayfalarından ulaşabilirsiniz. Radyoların 10'larına göre seçip hazırladığım benim  listem bu olabildi. İlk üç şarkıyı gerçekten beğeniyorum. Diğerleri ise yeni şarkılar içinde bana göre dinlenebilir olanlar. 2016'nın ilk ayları için oluştu bu liste. Ben iki albüm bekliyorum, birincisi SILA, ikincisi GRİPİN 


  1. Mabel Matiz / Bir hadise var 
  2. Kaan Tangöze / Bekle dedi gitti
  3. Aslı Demirer- Gökhan Türkmen / Korkak 
  4. Mehmet Erdem / Olur o zaman 
  5. 27&Birol Namoğlu / Muhtemel Aşk 
  6. Ferhat Göçer_Volga Tamöz / Düştüm Ben Yollara
  7. Buray / Sen sevda mısın 
  8. Burcu Güneş / Yakın Mesafe
  9. Gökhan Özen / Mis
  10. Kenan Doğulu / Bir ileri iki geri
SİZİN FAVORİ ŞARKINIZ HANGİSİ ?


Perşembe, Ocak 21, 2016

Damladaki okyanus

Sevgili Deli Anne bir etkinlik başlattı. Damladaki okyanus. Şimdilik 130 alt başlıklı bir listeye sahip. Bu etkinlikte övünmekte_övmekte  serbest bir noktada. Ben kendimle gurur duydum listeyi inceledikten sonra. Çok şükür ki listedeki bir çok maddeyi her daim uygulayan biriyim. Uygulamadıklarımı da bundan sonra tamamlayacağım inşallah. Övmeye gelince, yüreği güzel hisseden, güzel bakan, güzel gören bir anneden de bu beklenirdi. Detayları lütfen kendisinden okuyun. TIKTIK 

                                 

sizde söyleyin 

Pazar, Ocak 17, 2016

Pazar ondan bundanı

İnsan bazen öyle bir şey yapar ki , farkında olmadan bir diğerinde  iz bırakır.  Bu Deeptone'da bende öyle bir iz bıraktı ki, güzelim pazar şarkıları başlığımı elimden aldı. Her pazar yazının başlığını "pazar şarkısı" diye yazıyordum, benimle dalga geçti "hangi pazar bu, sebze pazarımı " gibisinden. O gün bugündür rahatça "PAZAR ŞARKISI" başlığı atamıyor ve her seferinde kulaklarını çınlatıyorum. Sevgiler Deepciğim ...

Son günlerin salgın furyası beni de yakaladı. Önce öksürük olup geldi, oh geçti gitti , bu seneyi böyle atlattım derken dün de nezle olarak geri geldi. Hepsi gidip,  domuz  olarak geri dönmesinde, ben buna razıyım. Burada bir reklamlı öneri yapayım. Nezle olduğunuzda SELPAK tuvalet kağıdı ile silin burnunuzu , hiç kızarmıyor, yara da olmuyor, çünkü yumuşacık. Ve okuduğum bir makalede, grip_nezle de  en etkili çarelerden biride uyku imiş. Bol bol uyuyunca hemencecik geçiyormuş . Bu çare çok hoşuma gitti. Gazeteler, dergiler, kitaplarla geçirilecek yarı uykulu saatler eminim iyi gelecek bana da. 

Biraz dedikodu yapalım mı ? Dün kahvede arkadaşlarla beraberdik. Birisi güzel fal bakar. Konu fala gelince , fincanımın fotoğrafını kahve falı bakan cep telefonu app'lerine gönderip göndermediğimi sordu. Bazen gönderiyorum dedim. O da gönderiyormuş. Öyle yorumlar geliyor ki bazen dedi, sanki telefonum dinleniyor yada mesajlarım takip ediliyor, yaşadıklarımı aynen biliyor. A aa, evet dedim , çoğunlukla benim durumumu da birebir biliyor. Ne dersiniz ? Paranoyak mı olduk ? Falıma kendisi baktı. Huzur dolu mükemmel bir yaşam bekliyormuş beni. Bir de gizli bir güç tarafından korunuyormuşum. Kocamaaann bir ağaç çıkmış çünkü. 

Lodos var bugünlerde. En çok uçak seferlerini vurdu lodos. THY 95 uçak seferini iptal etti. Lodosun beni güldüreceğini düşünmezdim ama sağolsun AHMET COKA öyle bir lodos çizmiş ki , pazar gülüşümü ona borçluyum. Güzel şeyler paylaşılınca güzeldir, di mi ?

LODOS / ahmet coka

Uzatmayayım , bundan sonrasını kimse okumaz artık. Pazar şarkımız var sırada elbette. Tıklayın dinleyin. Güzel, süper, şahane bi şarkı. Mutlu pazarlar. TIKTIK 



Çarşamba, Ocak 13, 2016

Joy

severim kendisini :))


Dün, 2016 nın ilk ayında vizyona girmiş olan filmlerden izlemek istediklerimi bir liste olarak  paylaşmıştım. İlk filmi izledim şükür. Bir özlemişim ki , pek hoşuma gitti. Joy'u izledim.  Zevler farklı olsa da fikrimi yazayım dedim. 

Sıkıldım mı ?
Hayır sıkılmadım, zevkle izledim. 
Çok mu güzeldi ?
Hayır ama kötü de değildi. 7/10
Sürükleyici mi ?
Evet _ Hayır

Şunu bir kez daha anladım ki, kitap yada filmde biyografi seviyorum. Bu da bir biyografi filmi. Joy Mangano adlı mucit kadının yaşam hikayesinden bir kesit. Hayata tutunan, yılmayan bir kadını izlemek insana , "yürü be seni kim tutar" hissi veriyor. Bi böle, "evet yapabilirim yaa" diyorsun ki , insanı motive etmesi açısından bile izlenebilecek bir film. Film eleştirmeni moduna girmeden söylüyorum.

Evet, izleyin bence bu filmi. 



Sinemalar.com

Salı, Ocak 12, 2016

Film izle 2016

Ben bana yetmezken, zaman bana hiç yetmez oldu. Çok şey yapmak isteyip hiçbir şey yapmadığım zamanlardayım yine bu aralar. Bir deli telaş hayat. Ye iç, yıka giy kirlet yıka, sev sevil, sevin üzül, uyu uyan.... Telaş demişken çarpıntım mı var yoksa ruhumda mı bir telaş var anlamıyorum, hep bir pır pır hallerdeyim. Kısacası yine ben bende değilim. Toparla beni zaman, yeter artık.

Uzun uzun süredir film izlemedim. Odaklanamıyorum. Hep bir sonraki ana çok rahat odaklanırken , şimdiki zamandaki  filme zor odaklanıyorum. Tek izlediğim şey Türk filmi kıvamındaki dizi Kiralık aşk. Beni hiç yormuyor. İçinde şiddet yok, üzüntü yok. Tüm haftanın yorgun düşüncelerini alıp götürüyor. Tabii bu, film izleme isteğimi doyurmuyor. Kendime bir liste yaptım 2016 filmleri için. Umarım izlerim.

İzle Bunları Füsun Listesi 

  • Joy




  • The hateful eight





  • Heidi 






  • Youth




  • Carol

Pazar, Ocak 03, 2016

Kişisel dönüşüm

Mutlu yıllar, hem de sonsuza dek. Yüzünüzden tebessüm hiç eksik olmasın. 2016'ya da kavuştuk sonunda. Sayfaları her gün bir bir kopacak olan takvimimiz duvardaki yerini aldı. Ben saatli maarif takvimi meraklısıyım, babam Diyanet takvimi ister ama bu yıl her ikisi de olmadı. Nur topu gibi bir fazilet takvimimiz oldu. Bir yakınımız şirketi için hediye olarak yaptırmış bu yıl ki takvimi, bize de hediye edince, duvarda yerini almış oldu fazilet takvimimiz.

Günlerdir dilekler, temenniler havada uçuşup duruyor. Çok şey, bir sürü şey istiyoruz. Bir kısım istekler var ki, hepimiz aynı karardayız. Barış, huzur, istikrar vs. vbg. Bunları dileyip , elimizden geleni yapıp, beklemekten başka çaremiz yok gibi , bazı isteklerimiz var ki onlar için bizim çabamız çok önemli. Mesela benim kendim için isteklerim var ki, bunları bana 2016 getiremeyeceğine göre , ben çabalamalıyım. Değişmeliyim biraz ve bunun için ciddi adımlar atmalıyım. Mutlaka sizin de bir sürü isteğiniz vardır. O zaman hepimize kolay gelsin, noel babadan hayır yok, herkes işbaşına.

İş başına demişken, bu aralar kafamda işe mi başlasam diye düşünce bulutları dolaşıyor. Ne iş yaparım ki bu yaştan sonra ? Tembelliğe de son derece alışmışken, "otur oturduğun yerde" mi yapsam yoksa. Kış geldi ya, kendimi daha bir dinler oldum tabii. Bir de yeni yılda evde oturup muhasebe yapıyorum son yıllarda. Mesleğim ya muhasebecilik. Millet havai fişekler eşliğinde kikirderken , ben oturup ne yaptım ne yapacağım diye kumrular gibi düşünüyorum. Bu yüzden bu gelgitler. Neyse ki gelip gidiyorlar, bi de gelip gitmedikleri zamanlar oluveriyor alimallah.

Bu yazının başı sonu yok. Aldım başımı gidiyorum misali, yazıyorum işte. Bazen hayat bile rotadan çıkıyor. Benim yazı da öyle oldu. E toparlayalım o zaman. Bugün pazar, pazar şarkısı-şarkıları ister bu blog ve müzik ruhun gıdasıdır malum. Türk müziği makamları bir çok hastalığın tedavisinde kullanılmıştır.

Neva makamı mesela. İnsana ferahlık verirmiş.Göğsün sol tarafına, omurilik , kalça bölgelerine etkisi varmış. Gönül okşayan makam olarak biliniyor. Ve etkili olması için akşam vakti dinlenecekmiş. Bu akşam vakti, namaz saatlerine göre değerlendiriliyor sanırım. Akşamı kaçırdık ama benim gönlün ferahlamaya ihtiyacı var şahsen. Buyrun sizinde gönlünüz ferahlasın.

Rakamlara tıklayınız...




Çarşamba, Aralık 30, 2015

Peçete katlama teknikleri

Yarın akşam için ve diğer akşamlar için lazım olabilir. Öğrenelim bir kenarda dursun. Pratik şıklıklar derledim sizin için. Bu çok basit ve benim çok sevdiğim ponponları kağıt peçeteden ve bir kurdele yardımı ile   hazırlayıp bağlayabilirsiniz. Ponpon yapımı için TIKTIK



Çok bilinen bir katlama şekli belki ama şık görünüyor. Katlama için TIKTIK


Genç misafirler için ne kadar sevimli olmuş, bunu çok sevdim ben. TIKTIK 


Ve bir kaç video izleyip katlama tekniklerine göz atalım mı ?..



Pazar, Aralık 27, 2015

Pazar ondan bundanı


Az önce çayı demlerken, çaydanlıktan çıkan buharın  gönlümü ısıttığına bir kez daha şahit oldum. Var bunun çözemediğim bir hikmeti. Kim bilir nerelerden, hangi, tam hatırlayamadığım anılardan geliyor. Her gün binlerce şükrettiğim güzel ailemde, güzel sabah kahvaltılarının sıcaklığıdır belki de sadece. Mutluluk da, hüzün de hayatımıza en derin haliyle giriyor fark ettirmeden. Sonrada fark ettirerek çıkıveriyor ortaya. Hep mutluluklar çıksa keşke, hep onları hatırlatsa bize. Olmuyor. Mutlulukta , hüzünde sonsuza kadar sürmüyor malum. Biraz ondan, biraz bundan olunca anlam kazanıyor hayat. Yine de temenni ediyorum, mutlu anılar biriktirelim bu yıl bol bol. Mesela üstteki fotoğraf, bahçede yaptığımız bir sabah kahvaltısının mutlu anısına ait.

Yağmadı, yağmıyor, yağacak gibi de görünmüyor. 31 Aralık gecesi İstanbul kar yağışlı görünüyor ama Ankara'da yağış yok. Hatta Uludağ'da bile kar yok halihazırda. Kar yağsın diye isterken bencillik yapıyorum, biliyorum istemeyenlerin sebebini ama susuz kalmamak içinde kar lazım. Ayrıca bir şükür de buraya konduruyorum; sıcak bir evim, ayağımı ısıtan bir ayakkabım, giyecek kabanım var, ne kadar şükretsem az. Allah'ım olmayanların yardımcısı olsun, zor şartlara dayanma gücü versin. Dünya böyle bir yer işte, seni sevindiren başkasını üzer. Tamam vazgeçtim kar istemekten, bu kar giflerine bakarım ben bol bol. Yeter ki çocuklar üşümesin. Siz de kar giflerini seviyorsanız facebook sayfama üye olun, orada bol bol var. Daldan dala atlıyorum, çünkü anlık yazıyorum, planlamadan. 

Ve, az önceki şükre bağlantı olarak , bu yıl ihtiyacım olmayan hiçbir şeyi almamaya niyetliyim. Mesela evde en az 5 kutu krem var, onlar bitmeden krem almayacağım. Buna benzer bir sürü şey. Nerden mi çıktı bu fikir, İŞTE BURADAN  Çok şükür mevcutlar beni bir yıl idare edecek kadar çok zira. 


Uzun süredir uçmamıştım. Olmadı, zira kanatlarım yok. Uzun süredir uçağa binmemiştim. Gökyüzünü özlemişim. Bulut meraklısı olarak doya doya izledim bulutları. Ve İstanbul'a gökyüzünden bakmak ayrı güzeldi. Havada da en az yerdeki kadar insan var maşallah. Artık herkes uçuyor. Biletler son derece ucuz, otobüsle hemen hemen aynı fiyat. Hatta uzun mesafe taksi fiyatına. Havaalanındaki tekerlekli sandalye hizmetinden yararlandık ve arabadan alıp uçağa, uçaktan alıp arabamıza kadar getirdiler sağ olsunlar. Aksamadan işliyor. Benim seyahatimde tek aksayan, hava trafiğinin yoğun olması sebebi ile yarım saatlik rötarla uçmak oldu. Kara yolları gibi artık hava yolları da yetmiyor trafiğe.

Genç is adamı uçağa binmek üzere havalananına gelir ve bilet kontrolü yapılan masaya giderek, elindeki valizleri teslim eder. 

Görevli; "Biletinizi alabilir miyim?" der. 

Adam biletini verir ve ekler; "Biletimden göreceğiniz gibi New York'a gidiyorum. Ancak, verdiğim yeşil valizin Londra'ya, mavi olanın da Paris'e gitmesini istiyorum." 

Görevli kız şaşkınlıkla ; "Özür dilerim, ancak bunu yapmam mümkün değil". 
 Bunun üzerine genç adam; "Bunu duyduğuma çok sevindim. Geçen sene yapmıştınız da!"


Çenem düştü yine. Amannn, laflıyoruz işte şuracıkta biz bize. Yeni yıl hediyelerinizi aldınız mı ? Ben kendime bu ajandayı aldım. Elime aldığım anda bu benim olmalı dedim ,çünkü içinde mektuplardan cümleler ve pullar var. Pulları da, mektupları da çok severim. Daha ne olsun. Sizde hediyelerinizi aldınız ve kendiniz paketlemek istiyorsanız, çok eğlenceli ve çok şık bir paketleme örneği izleteceğim size. Buyrun TIKTIK layın. 


Ve Pazar günü elbette sizi müziksiz bırakmayacağım. Bu kadın  yaptı yine yapacağını. Bayılıyorum bu şarkıya. Bu kadar güzel söylenir mi yahu.  TIKTIKTIK

Çok güzel geçsin gününüz.


Cumartesi, Aralık 26, 2015

İşte ben

Kendimi bildim bileli değişmeyen tarzım. Kot pantolon, tişört yada kazak, bot yada spor ayakkabı. Değişmeyen parfümüm Miracle. Mutlaka bir deri bileklik olmalı kolumda. Bugünün kombini de bu olsun.




Ürünleri incelemek ve almak için TIKTIK 

Yılbaşı sofrası

Sofralara renk katmaya devam. Yeni yıl sofrasına kırmızı bir şeyler yakışır. Bu bir salata olunca anca bu kadar güzel yapılabilir. Onu da portakal ağacının annesi yapar. Kırmızı biberi de çok severim. TARİF BURADA 


foto : Portakal ağacına aittir

İkinci  kırmızı da  yine portakal ağacının annesinin elinden çıkmış. TARİF BURADA 

foto: Portakal ağacına aittir
Üçüncü kırmızı biraz uzak diyarlardan bir blogdan geliyor. Çok şirin bir aileden. Belki siz de evdeki minikleri bu sofra renklendirme işine dahil etmek istersiniz. TARİF BURADA 

foto : tık
Dördüncü kırmızı Gülay Mutfakta adlı blogdan . İnanılmaz güzel bir manzara, sofrada bunu görsem başka bir şey yemem. Rahmetli annecimde bu tarife benzer bir salata yapardı. Tarifi yazmamışım bir kenara ama buna çok benzerdi. Bunu  bulmak mutlu etti bir anda beni. TARİF BURADA 

foto:Gülay mutfakta bloguna aittir

Bunları kendime notlar olarak bir araya getirdim. Ben sonuncusunu en kısa sürede yapacağım. 
Sizinle paylaşmakta ayrı bir keyif her zamanki gibi. Ve emek verip yapanların ve bizimle paylaşanların  ellerine sağlık.


**** Geçmiş yıllara ait bir paylaşım, yine yeniden ...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...