Perşembe, Mayıs 21, 2015

Çiçeklerin dili

Ocak 1953 Hayat mecmuası sayı 9.  Benim ilkokul  yıllarım. Ancak kucağıma alıp bakabildiğim , ciltlenmiş Hayat Mecmuası en büyük eğlencem. Hala seviyorum sayfalarını çevirip , eski tozlu kokusunu hissetmeyi. Çiçeklerin dili de en sevdiğim sayfalardan biri. Belkide taaa o yıllardan ve bu sayfadan geliyor çiçeklere aşkım kim bilir.











Pazar, Mayıs 17, 2015

Pazar şarkısı

Müzik setim bozulmuştu. Tamire verdim. Sağolsun tamirci bir günde yapacağı işi tam bir buçuk ayda yaptı. Yarın alacağım. Cd lerimi çok özledim. Bugünün pazar şarkısını hazırlamak için düşünürken, cdlerim içinden gözüm kapalı birini seçeyim, ondan şarkılar paylaşayım dedim ve yumdum gözümü. Cafê De Pera 8 çıktı şansımıza.
                         

Üç şarkı seçtim. Kendi sevdiklerim bunlar. Cafê De Pera cd'lerinin hemen hepsi mevcut bende, karma oluşunu seviyorum. Bazen sadece bir müzisyenin cd'sini dinlemek sıkıyor beni. O yüzden seviyorum böyle karma cd leri . Aslında bizim şarkıcılarda birlikte cd çıkarsalar ne güzel olur. Sıkılmadan dinlerim. Enbe orkestrası ve bir kaç kişi daha yapıyor bunu , belki diğerleri de yapar. 

Bu leylaklar benden size. Güzel bir pazar günü yaşamanızı dilerim. Keyfiniz , huzurunuz bol olsun. Sevdiklerinize sıkı sıkı sarılmayı unutmayın. Anne- babalarınızı ziyaret etmeyi de. Bugün pazar dinleneyim demeyin , onlarla birlikte zaman geçirin. Neden ? Çünkü gittikleri zaman bir daha o şansınız olamıyor. Ben ki her anımı annemle geçirmiş olduğum halde, şu an yanımda olsaydı diye çok istiyorum. 


                                

*1
*2
*3

Bonus şarkımız bu cd den değil. Bambaşka bir müzisyenden. İki gündür sürekli dinlediğim, sesini ve bu şarkısını çok sevdiğim  bir yorumcudan . Dinlediklerinizden sonra çok farklı gelecek ama benim için dinleyin TIKTIK 


*** şarkıları dinlemek ve radyonun sesi ile çakışmasını önlemek için lütfen blogda sağ sütunda ki radyoyu kapatınız .

Cumartesi, Mayıs 16, 2015

Günaydın

Günaydın, gününüz aydın olsun desem, bunu siz okuduğunuzda belki de gün çoktan geçmiş gitmiş olacak. Her gününüz, her anınız arzuladığınız gibi geçsin diyerek başlayım en iyisi. 

Yoğun bir günde  olmama rağmen , aklımın bir köşesinde de hep, iki arada bi derede hangi filmi izlesem diye düşünüyorum. Bu cümleyi kurmayı nasıl becerdim bilemedim ama eminim anladınız ne demek istediğimi. Aklımda Dustin Hoffman dolaşıyor. Geçenlerde Roald Dahl's Essio Trot filmini severek izlemiştim. Belki bugün onu tekrar izlerim. İzlemeyenlere de öneririm.


Filmlerde neler oluyor neler. Sinema sevenler şimdi vereceğim linkteki görselleri görünce, filmleri bir başka gözle izleyecekler. Ben öyle olmuştum ilk gördüğümde. Sonrasında da ,teknolojinin bu derece gelişmemiş olduğu yıllarda , bin bir zahmet ve yetersizlikle film çekenlerin kulaklarını , sonsuz saygıyla çınlatmıştım. Bakalım siz de ne gibi duygular oluşacak . Bu arada unutmayalım ki sosyal medyada paylaşılan kişisel fotoğraflarımızın başına  da her daim bir şeyler  gelebilir. Çünkü bazı şeyler o kadar basite indirgendi ki, herkes bu programları kullanabiliyor gibi bir hatırlatmayı da ilave edeyim hemen buraya. 

Görsel efektler olmadan filmler ve diziler nasıl olurdu bakalım mı ?

TIK TIK

Keyfi bol bir gün yaşayın. Sevgiler.

Salı, Mayıs 05, 2015

Hıdrellez

Mayıs ayı ile kucaklaşmamıza az bir zaman kaldı. Hıdrelleze de az kaldı dolayısı ile. 5 Mayıs gecesi ve 6 Mayıs günü Hıdrellez.  Hıdrellez  toplumumuzun ortak bir kültürel değeri. Tarihin ilk toplulukları da dahil olmak üzere mevsim değişiklikleri genellikle törenlerle kutlanmış. Hıdrellez de bir mevsim değişikliği. Kışın sona erip yazın başladığının müjdecisi. Yazın müjdecisi bir başka olayda dutların yaprağını açması.Dün bahçede baktım, dutların yaprakları görünmüş. Anneciğim derdi ki, dut yaprağını açmadan fazla açılmayacaksın, üşütürsün. O yüzden bu havalara aldanıp çokta açılıp saçılmayın. Yaşamında hemen herkesin bir şekilde hıdrellez törenlerine iştirak etmiş olduğunu düşünüyorum. Çünkü Türk kültüründe canlılığını koruyan geleneklerden, törenlerden  biri. Canlılığını koruma sebeplerinin en başında  ,o gece dilenen dileklerin gerçekleşeceğine olan inanç geliyor bence. Malum hepimizin bir sürü dileği var.Tabii sadece dilek dilenmiyor 5-6 Mayıs günü ve gecesi, yapılacak daha bir çok şey varmış. Ben sadece gül ağacının (yada herhangi bir bitkinin) dibine dilekleri yazıp koymayı, bereket için para koymayı, sonrada onu saklamayı bilirim. Bir de, o gün yumurta yenir derdi annem. Soğan kabuğunda haşlardım, rengi de değişirdi . Bu sene annemsiz gerçekleşecek ne yazık ki. İşte biraz okudum başka neler yapılıyor diye, okuduklarımı paylaşayım. Bakın başka neler yapılıyormuş.  

Bir kere, anladığım şu ki, o gün salıncakta sallanmak önemli bir şey. Günahlardan ve hastalıklardan arınılacağı gibi bir inanç var. 
  

Gündüz mesire yerlerine gidiliyor, yiyip içip eğleniliyor. Oyunlar oynanıyor. Yani şenlikler yapılıyor. 
Yukarıdaki afişte bu şenliklerden birini haber veriyor. Hamamönü'nde yapılan Hıdrellez şenliğini. Ankaralılara duyurulur bu vesile ile. 

Hızır ve İlyas'ın pis yerlere uğramadığına inanıldığından evler temizleniyor bir kaç gün önceden.

Benim de bahsettiğim gibi gül fidanının dibine dilediğiniz şeyi taşlarla şekillendirebilirsiniz. Mesela ev resmi yada araba resmi yapmak gibi. Bereket istiyorsanız da para koyacaksınız.Sabah parayı alıp cüzdanınıza koyacak ve bir yıl boyunca harcamayacaksınız.  Dileklerin gerçekleşmesi için tek yapmanız gereken şey, inanmak.

Hıdrellez gecesi dört yol ağzında ateş yakılır. Çocukluğumda babaannemlerde bu etkinliğe katılmıştım. Küçük olduğum için büyüklerimin yardımı ile minicik bir ateşin üzerinden atlamıştım. Bu ateşin üzerinden en az üç kez atlanacakmış. İnanış şöyle; bu atlama anında dertler kederler de ateşe dökülüyor ve üzerinizdeki uyuşuklukta gidiyormuş. Bu senede uygun olursa ateş yakıp üstünden atlamayı düşünüyorum.

Hıdrellez gecesi kızlar yatmadan önce başlarına gül yaprakları serpip dilek tutarlarmış.

O gece gördüğünüz rüyalara dikkat. Ama iyi bir rüya yorumcusu bulmanız gerekiyor.

Sağlık için elbisenizin bir parçasını gül dalına asmalısınız. Çimler üzerinde yuvarlanmakta şifa için yapılacaklar arasında. 

O gün erken kalkarsanız kısmetiniz bol oluyor. Hem güneşin doğuşunu izlemekte güzel olabilir.

5 Mayıs günü beyaz kelebek görürseniz kısmetiniz açık olacak anlamına geliyormuş. 
Small White butterfly by Marek Mierzejewski www.butterfly-photos.org (marek2)) on 500px.com
Small White butterfly by Marek Mierzejewski www.butterfly-photos.org

Evde bekar kız varsa o gün süpürge kullanmak yasak, kısmeti kapanıyor.

Genç kızlar sevdiklerinin isimlerini gül dalına asarlarsa sevdiklerine kavuşurlarmış. 

Şifa için, bizimde uyguladığımız bir adet var. Soğan kabuğu ile kaynatılan yumurta yemek. Bir nevi paskalya. 

Şimdi bize düşen 5 Mayıs gecesi dileklerimizi dilemeyi ve gerekenleri yapmayı unutmamak. Ne dilesem acaba ?

** 2013 yılı yazısının güncellenmişidir.

Pazar, Mayıs 03, 2015

Kelt müziği

Kelt müziği; gitar, keman, gayda, flüt, arp gibi çalgılar eşliğinde yapılan, İskoçya, İrlanda, Galler gibi bölgelerde yaygın olan , geleneksel bir müzik türü. İnsanı rahatlatan, genellikle de kadın vokallerin seslendirdiği , dinlendirici bir müzik. Bir de hareketli olanları var ki, insana neşe katar, dans etmeye yönlendirir. Daha detaylı bilgi ve yeni bir web sayfası keşfi için TIKTIK 

Bu müziğin öncü isimleri arasında benim bilip, sevdiklerim; Enya, Celtic Woman ve Loreena Mc Kennit,


Benim için en özel parçalardan birini paylaşacağım ilk olarak. Bugün bonusla başlayalım istedim. Bir Loreena McKennitt şarkısı aslında ama biz Türkçesini dinleyeceğiz.  BONUS 

O da özlüyormuş benim bir tanem 
Hep ağlıyormuş ben olmayınca 
Öyle yazıyor son mektubunda



1*   Siz de bulutlara bakıp kendi duanızı yapın. Ne diliyorsanız gerçek olsun. 

2*   Yeter ki inan, doğruyu bulacaksın ve duaların gerçek olacak. Güneş yeniden doğacak.

3*  Yol asla bitmez, her bitişin bir başlangıcı, her gecenin bir sabahı ve her kışın bir baharı vardır. İste, dua et. 

* Müzikleri dinlemek için , blogda sağ sütünde bulunan radyoyu kapatınız . Sonra yine açarsınız. :) Mutlu pazarlar.

Pazar, Nisan 26, 2015

Gönlümün melâli

Bazen insanın içinde garip bir şeyler olur adlandıramadığı, bundan dört yıl önce  bugüne şu notu düşerek gönlümü anlatmışım.

Günaydın... Bugün, içimde kanun ve ney sohbette ..Aynen böyle... 26 nisan 2011

bakalım mı nasılmış, öyleyse bi tık lütfen

Bonuslar
1* 
2*
3*
güzel eserler kadar güzel ve kalıcı olsun mutluluklarınız



Çarşamba, Nisan 22, 2015

Çay saati

Çay saati gelmişse, yani bir ara dilime takılan haliyle five o'clock tea zamanı, yani benim kendime ayırdığım özel zamanlardan biri gelmiş demektir. Çay bahane, özel zaman şahane. Çayı çok fazla sevmeyen ben, bir tek sabahları babamın demlediği çayın hastasıyım. Bu kadar mı güzel çay demlenir. Üç bardak içiyorum hemen her sabah. Az önce camdan bakarken kar atıştırdığını görünce hemen yaktım ocağın altını. Evet , yanlış okumadınız resmen kar atıştırdı. Çayın yanında da okuma yapayım biraz dedim. Biraz Oku adlı internet sitesinde dolaşıyorum. Kitapları incelemek sanal ortamda bile olsa mutluluk veriyor. Baktığım kitaplar:
 Tess Gerritsen'in Gece yarısından sonra
Metin Hara Aşkın istilası YOL
İlber Ortaylı İstanbul'dan sayfalar 
liste böylece uzarrrr gider....

Ve çayın yanında Chopin dinlemek istedim.

Salı, Nisan 21, 2015

Ondan bundan şundan

Mutluluk , bizi bambaşka bir evrene sürükleyen duygu durumu desem, anlatabilmiş olur muyum acaba ne olduğunu ?  Sanmıyorum. Bence tarifi yok mutluluğun. Kalıba sığmaz.  Bazen saniyelik geçişler, bazen uzun süreli. Dün, yürüyüş yolumda yemyeşil çimler üzerinde yemlenen güvercinleri gördüğümde, o "an" çok mutlu oldum, ama güne yayamadım o durumu. Bu manzara nerede görürsem göreyim , bana cenneti çağrıştırıyor.


Charles Dickens: "Mutluluk bir armağandır ve işin sırrı onu beklemekte değil, geldiğinde memnun olmaktadır." (Nicholas Nickleby)

Paulo Coelho: "Eğer daima an'a odaklanmayı başarırsan, mutlu bir adam olursun." (Simyacı)

Stephen King: "Mutluluk, mümkün olduğunda, incelenmeden bırakılmalıdır." (Şeffaf)

Film izlemekte mutluluk verir bazen insana. Ben stresten uzak filmleri  sevsem de, Haziran ayında vizyona girecek olan Jurassic World 'ü izlerim diye düşünüyorum. İşte fragmanı.





Fotoğraf çekmek, gelişen teknoloji ile basite indirgenmiş olsa da , sanattır. Her göz fotoğraf çeker ama sanat yapamaz. İşte bir fotoğraf sanatçısı Nicolas Reusens . Bugün gördüm ve sevdim fotoğraflarını.


Makro fotoğraflarına bir göz atın derim. . Sizde beğenirsiniz  belki TIKTIK   Fotoğraf ve doğa severler için çok güzel görseller var. Keyifli seyirler.

Son olarak bir dergi bırakayım size . Sayfalarını karıştırırken vaktin nasıl geçtiğini anlamayacaksınız.Tabii vaktiniz varsa. 

ELLE DECOR Tıklayınız


Pazartesi, Nisan 20, 2015

İyi haftalar

" Beni bu havalar mahvetti " demiş ya Orhan Veli Kanık, aynen beni de bu havalar mahvetti işte. Dün kırlara, bayırlara, çayır, çimene atmışken kendimi, sıcaktan of puf derken, bu sabah yağmurlu , serin bir Ankara sabahına açtım gözümü. Şikayetçi değilim aslında, sadece bünyem etkileniyor, biyolojik dengem bozuluyor, mahvım o yüzden yani. Yoksa severim yağmurlu havaları da , romantiğim çünkü. O zaman yağsın yağmur, çaksın şimşekler, belki şair bile olurum bugün.

Benim rüyalarım meşhurdur. Hem gerçekleşmesi açısından, hem de uzunluğu, uyanıp tekrar uyuyunca kaldığı yerden devam etmesi açışından. Gece zor geçti. Çünkü tabiri caizse , sabaha kadar, rüyamda annemi gördüm. Annemi görmek acı veriyor, yangın oluyor yüreğim. Rüyamda hastaydı, hastanede yatıyordu, zaten bu aralar aşırı özlem halindeyim, bir de böyle bir rüya görünce bu sabah şaftım kaydı. Nasıl toplarım bilmem. Belki evi toparlarken kendimi de bir nebze toplarım.

Bu iki sebepten ötürü attım kendimi pinterest'e. Neşeli görsellere bakıp, gözümü, gönlümü güzelleştiririm belki. Benim gibi şaftı kayanlar varsa belki bu görseller toparlar bizi. Başka türlü hayatın gerçekleri hafiflemiyor. 




                                                  Keyif dolu, sağlıklı bir hafta dilerim


***foto sahiplerine teşekkürler. Pinterest'ten alıntıdır. Fotolara tıklayıp kaynağa ulaşabilirsiniz.

Pazar, Nisan 19, 2015

Blogda radyo yayını

Bloguma radyo yayını eklediğimden beri bloguma daha çok uğruyorum .Müzik dinlemek isteyince hemen açıyorum. Bu radyoyu beğendiklerini belirten blog dostları da oldu. Belki sizlerde eklemek istersiniz diye bende bugün nasıl yaptığımı paylaşayım dedim.

Önce bu bağlantıya  tıklıyorsunuz  http://www.onlineradyodinle.net/

Açılan sayfada sağ tarafta bir radyolar listesi var. Oradan dinlemek istediğiniz radyoyu seçiyorsunuz. Blogunuza ya da sitenize eklemek zorunda değilsiniz , isterseniz o sitede sevdiğiniz radyo yayınını online dinleyebilirsiniz. Ben bloguma eklemek istiyorum diyorsanız, blogunuzda çalmasını istediğiniz radyoyu seçiyor ve tıklıyorsunuz.
Radyo çalmaya başlıyor. Listenin alt sol tarafında radyoyu göreceksiniz. 


Kırmızı ile işaretlediğim yerde "" sitene ekle "" yazan yeri tıkladığınızda, gerekli olan embed kodu kopyalanmış olacak. Ve embed kodu kopyalandı yazısı çıkacak.

Daha sonra blogunuza geliyorsunuz, soldaki menüden yerleşimi seçiyorsunuz, sonrada açılan sayfada gadget ekle'yi seçiyorsunuz. Oradan metin ekle'yi seçip , açılan sayfada html'yi düzenle  kısmına geliyorsunuz. Sağ tık yapıp , yapıştır diyorsunuz. Tamam'a basıp çıkıyorsunuz. İşlem tamam, radyonuz hazır. 

Benim blogumda çalan radyo "RADYO VOYAGE"

keyifli ve bol müzikli pazar günleriniz olsun. sevgi dolsun


Cumartesi, Nisan 18, 2015

Giovanni Marradi



Dün keşfettim ben. Oysa o keşfedileli yıllar olmuş. Bazen kaçırdığım müzisyenlere hayıflanıyorum, bazen de geçte olsa dinledim, kulağımın pası gitti diye seviniyorum.

1955 doğumlu besteci,piyanist ve aranjör  Giovanni Marradi. Beş yaşında piyano çalmaya başlamış. Ve şimdi 21.nci yüzyılın en başarılı , expressionist piyanistlerinden biri. Marradi eğitimine sekiz yaşında Rus konservatuarı'nda başlamış ve büyüyünce de hedeflerine ulaşmak için ABD'ye gitmiş. Las Vegas'ta Frank Sinatra ile tanışmış , dostlukları Sinatra'nın ölümüne kadar devam etmiş. Yetenekleri müzikle sınırlı değil. Aynı zamanda iyi bir illüstratör. Bir çok ödülü var. Şimdilerde çalışmalarına devam ederken bir yandan da öğrenci yetiştiriyor.

Ben sizinle tanıştırmak için bir kaç parça seçtim ama çok zorlandım. Bakalım benim kadar sevecek misiniz yorumlarını? Rakamların üzerine tıklayınız.


Giovanni Marradi  web sayfası

Cd'leri Amazon'da mevcut.



Hava nefis, evde oturup müzik dinleyeceğinizi pek düşünmüyorum ama benim gibi hafta sonu trafik keşmekeşinden dolayı sokağa çıkmayıp, evde vakit geçiren gruptaysanız, belki okuduğunuz kitaba yada hobinize eşlik eder bu güzel müzikler. Keyfiniz bol olsun.
**iki müziğin birbirine karışmaması için, size zahmet hemen sağ sütundaki radyoyu kapatın :)

Perşembe, Nisan 16, 2015

Hayat kısa,kuşlar uçuyor

Hintli bir ermiş öğrencileri ile gezinirken Ganj nehri kenarında birbirlerine öfke içinde bağıran bir aile görmüş. Öğrencilerine dönüp:
“İnsanlar neden birbirlerine öfke ile bağırırlar?” diye sormuş.
Öğrencilerden biri:
“Çünkü sükûnetimizi kaybederiz” deyince, ermiş :
"Ama öfkelendiğimiz insan yanı başımızdayken neden bağırırız? O kişiye söylemek istediklerimizi daha alçak bir ses tonu ile de aktarabilecek iken niye bağırırız?” diye tekrar sormuş.
Öğrencilerden ses çıkmayınca anlatmaya başlamış:
“İki insan birbirine öfkelendiği zaman, kalpleri birbirinden uzaklaşır. Bu uzak mesafeden birbirlerinin kalplerine seslerini duyurabilmek için bağırmak zorunda kalırlar. Ne kadar çok öfkelenirlerse, arada açılan mesafeyi kapatabilmek için o kadar çok bağırmaları gerekir.”
Peki, iki insan birbirini sevdiğinde ne olur? 
"Birbirlerine bağırmak yerine sakince konuşurlar, çünkü kalpleri birbirine yakındır, arada mesafe ya yoktur ya da çok azdır."
Peki, iki insan birbirini daha da fazla severse ne olur?
"Artık konuşmazlar, sadece fısıldaşırlar çünkü kalpleri birbirlerine daha da yakınlaşmıştır. Artık bir süre sonra konuşmalarına bile gerek kalmaz, sadece birbirlerine bakmaları yeterli olur. İşte birbirini gerçek anlamda seven iki insanın yakınlığı böyle bir şeydir.”
Daha sonra ermiş öğrencilerine bakarak şöyle devam etmiş: 

“Bu nedenle, tartıştığınız zaman kalplerinizin arasına mesafe girmesine izin vermeyin. Aranıza mesafe koyacak sözcüklerden uzak durun. Aksi takdirde mesafenin arttığı öyle bir gün gelir ki, geriye dönüp birbirinize yakınlaşacak yolu bulamayabilirsiniz."

hayat kısa ,kuşlar uçuyor...
cemal süreya

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...