Pazartesi, Mart 30, 2015

Ruha şifa

Haftanın ilk günü yapılabilecek en iyi şeylerden biriside , hayal kurup ruhu şifalandırmak. Nasıl mı yapacağız ? Her bir fotoya bir süre bakıp, o fotoda bir süre yaşayıp, derin bir nefes alıp sonraki fotoya geçeceğiz. Tüm fotoğraflar bittikten sonra bana yazabilirsiniz. Yanınızda kim ya da kimler vardı, yoksa yalnız mıydınız , keyifli miydiniz., size neler hissettirdi. Hangi foto sizi daha çok etkiledi. Bana yazmasanız da en sonunda kendiniz için bir düşünüp, derleyip toparlayın. Şifa bulmanız dileği ile , mis gibi güzel günlerle, sevgi dolu bir hafta dilerim. Sevdiklerinize sıkça ve sıkıca sarılmayı unutmayın. 

                                                                                                                                                burada

                                                                                                                                                              burada
                                                                                                                                                            burada
                                                                                                                                                                  burada
                                                                                                                                                burada

                                                                                                                                                burada
Fotoğraflar Pinterestten , üzerlerine tıkladığınızda sayfaya yönlendirileceksiniz.

Pazar, Mart 29, 2015

Time Lapse

Time Lapse , aynı noktada belirli aralıklarla çekilen fotoğrafların birleştirilmesi ve video olarak gösterilmesidir diye tanımlayabilirim. Ne işe yarar ? Bir çiçeğin nasıl açtığını gözlemlemeye, bulutların hareketlerini izlemeye, bir hamurun kabarma süresinde olanları görmeye vs,vbg. Çekilen fotoğraflar bir program sayesinde videoya dönüştürülür ve saatler, hatta günler süren olaylar çok kısa bir zaman dilimine indirilip görüntülenmiş olur. Aynı şey video çekimlerinin hızlandırılması ile de yapılır. Bu kadar basite indirgeyip anlattığım olay , aslında oldukça zahmetli, sabır, emek gerektiren bir süreçtir. Bir çok belgesel çekimi bu teknikle yapılmaktadır.

Bugün hem müzik dinleyelim hem de güzel görsellerle gözümüz şenlensin, her iki türlüde ruhumuz dinlensin ve  time lapse ile de  tanışalım  istedim.


Tam ekran izlemeniz önerilir.

Cuma, Mart 27, 2015

Ondan bundan şundan

Ellerim buruşuyor, göz kenarlarım kırışıyor, cildimde kahverengi yaşlılık lekeleri artıyor. Eyvah yaşlanıyorum !!!  Çare ne acaba diyen gruba dahilseniz benim gibi, işte bir kaç öneri bize. 

  1. Derimizi onarmanın en iyi yollarından birisi pirinç suyu. İlk kez duydum. Hani yemek yapmak için pirinci ıslatırız ya, o nişastalı suyu dökmüyoruz, yüzümüze sürüyoruz. Sonuçta yumuşacık ve lekelerden arınmış bir cilt garantisi varmış. 
  2. Her derde deva yeşil çay cildin yenilenmesini de  sağlıyormuş. İçtiğiniz çayların poşetlerini atmayıp gözünüze kompres uygularsak, gözlerdeki yorgunluk belirtilerinden kurtuluyormuşuz ayrıca. Aman dikkat poşetler sıcakken uygulama yapmayalım .
  3. Her zaman olduğu gibi su içmeyi ihmal etmiyoruz. Nefes alıp verirken yarım litre su kaybediyormuşuz. Tüm gün boyunca diğer koşullardan kaybettiğimiz su miktarı ise iki litre. Yani günde iki buçuk litre su içersek kaybettiğimiz suyu geri aldığımız gibi cildimizin güzel kalmasına da sebep oluyoruz. 

Yoğurtta son moda probiyotik yoğurt. Yani bile isteye vücudumuza bakteri almamız gerek . Allah'tan bu bakteriler bize dost. Hatta o kadar dost ki, obezite ile savaşta etkili olabileceği düşünülüyor. Diyetinize ilave olarak kullanırsanız zayıflamanıza yardımcı olacaktır. Eczanelerde probiyotik toz satılıyor. Yoğurdunuzu bu tozla yaparsanız , vücudunuza iyilik yapmış olursunuz. Çünkü sindirim sisteminiz ne kadar iyi çalışırsa , siz de o kadar rahat edersiniz. Probiyetikler de bu işte oldukça başarılı. İşte probiyotik yoğurt tarifi.
  • üç kilo süt
  • bir kaşık yoğurt
  • bir çay kaşığı probiyotik toz
Malum, serçe parmağınızın dayanabileceği sıcaklıkta sütün içine, yoğurdu ve probiyotik tozu karıştırıp , kabınızı 50 derece ısıtılmış fırında 4-5 saat bekletmeniz yeterli. Afiyet olsun.


Dolce &Gabbana

Bu yaz dantelli bir giysiniz yoksa sokağa çıkmayın, o derece yani. Her şeyde dantel var. Ayakkabı da bile. Size kalan onu hangi giysinizin neresinde kullanacağınız. İster hazır alın, ister örün ama bir yerinizde bir dantel olsun. Bir de çiçekli böcekli bir şeyleriniz olsun , o da dantel kadar popüler. Ben çiçekli elbiseleri sevdim. Dolce&Gabbana da güzel şeyler var bu sezon. 

Dolce&Gabbana
Fotoğraflar:  DOLCE&GABBANA


Pazar, Mart 22, 2015

Yeliz / Hoşgeldin bahar

özledim bahçemin baharlarını

Sene 1974 , içimde baharların her daim yaşadığı yaşlar. Hayat bana güzel. Her şey  şenlik havasında, ekmek elden su gölden, ye iç eğlen gül oyna...

Çiğdem Talu o yıllarda şu sözleri yazar

hoşgeldin bahar la la la
hoşgeldin dostum la la la
neşe getirdin la la la
dünya ya la la la la la la la

hoşgeldin bahar la la la
hoşgeldin dostum la la la
yeniden doğmuş gibi şimdi bütün dünya

birden zaman dursa her gün bahar olsa
bugün açan güller hiç bir gün solmasa
kırılan kalplerin yerini sevgi alsa

kimse gücenmese kimse ağlamasa
ümitsiz günlerin sonu gelmiş olsa
yediden yetmişe herkes mutlu yaşasa
dünyada..

hoşgeldin bahar.....

yüzyıllar boyunca her gün bahar olsa
gecesi gündüzü hep aydınlık olsa
yeryüzü gökyüzü neşemizi paylaşsa

dallardaki kuşlar bize örnek olsa
kimse darılmasa kimse ayrılmasa
yediden yetmişe herkes mutlu yaşasa
dünyada..

hoşgeldin bahar.....

 Müzikleri Faure Daniel & Albert Lucien yapar ve Yeliz yorumlar. DİNLEYELİM 

Yeliz'in o yılların  gençlerinde yeri ayrıdır. Bir çok şarkısı eşlik etmiştir aşklara. Mesela YALAN  . Kim sanmamıştır aşkının ömür boyu süreceğini. 

Sevdiği olmayanların şarkısı  BU NE DÜNYA KARDEŞİM 

Tüm bu satırları hazırlarken Yeliz'in son çıkan En iyileriyle Yeliz albümünü neden alıp arşivime dahil etmediğime şaşırdım. İlk alınacaklar listesine girdi. 
bahar tüm güzelliği ve bereketiyle gelsin
                                                                           BONUS


Cumartesi, Mart 21, 2015

Ekinoks

Eski bir Vega  şarkısı vardır, şimdilerde yeniden dizilerle gündeme gelen, pek bi  sevdiğim şarkısı  " bu sabahların bir anlamı olmalı  " der, bugünlerde benimde sürekli piknik fotoğrafı biriktirmemin  bir anlamı olmalı mutlaka. Fotoğraf cenneti pinterestte baktığım piknik fotoğrafları beni acayip mutlu ediyor. 
Sene bir hayli eski, çocukluğum, sonrasında ergen yaşlarım. Kaplumbağa bir arabamız var, içine kaç kişi sığarız diye rekor denemeler yaptığımız. O yıllarda bir evde sadece bir araba var, hatta her evde de yok bile. Yani şimdiki gibi tüm aile fertlerinin altında dört teker mevcut değilken, biz de tüm aile bir vosvosa  sığmaya çalışıyorduk. Annem piknik sepetimizi hazırlardı hafta sonlarında, ver elini Bayındır barajı, Çubuk barajı, Eymir gölü, Kızılcahamam, Gölbaşı... Listeye bakarsanız ille de su kenarı olduğunu fark edersiniz. Biz ailece balık burcuyuz, sudan uzak kalamıyoruz demek ki. Çoluk çombak pikniğimizi keyif içinde tamamlar, vosvosumuza aynı kadro sığmaya çalışarak evimize dönerdik . Mutluyduk biz, sevgi doluyduk. İşte o piknikler beni sandığımdan da çok mutlu ediyormuş sanırım. Şimdi piknik fotoğraflarına sarmam , o mutluluğu iliklerimde hissetmeme sebep oluyor galiba. 

Bugün ekinoks , baharın ilk günü. Gece ve gündüz eşit. İstedim ki güzel fotoğraflara bakarak bizde içimizdeki mutluluk ve mutsuzluğu, tüm dengesiz duygu durumlarını  bir nebze eşitleyelim. Huzur bulalım. 












***fotoğraflar pinterestten alınmıştır. Üzerlerine tıklarsanız kaynaklarına ulaşabilirsiniz. Ayrıca tıkladığınızda farklı bloglar, web sayfaları da keşfedeceksiniz. 

Perşembe, Mart 19, 2015

Fakir Baykurt / Eşekli kütüphaneci



Uzun zamandır kitap okumakta sıkıntı çekiyordum. Bir zamanlar ayda en az üç kitap okurdum, ah o zamanlar, ne güzel zamanlarmış. Evde bilgisayarım da, internet bağlantım da yoktu o zamanlar. Çalışıyordum . İşyerimde vardı bilgisayarım ve internetim. Akşam eve gelince, bol bol örgü, dantel örüp, kitap okuyordum. Kapattırsam mı acaba interneti ?. Bir kez daha inandım şuna, insan çalışırken daha çok şeye zaman ayırabiliyor. Emeklilik benim için, bir sürü zamanım olmasına rağmen verimsizlik oldu. 

Geçtiğimiz günlerde Sözler adlı blogda tanıştım Fakir Baykurt'un Eşekli Kütüphaneci adlı kitabı ile. Buradan sayın Merki'ye teşekkürlerimi ileteyim hemen. İyi ki paylaşmış , iyi ki görmüşüm, iyi ki aklıma düşmüş.  Çocukluğumda Yılanların Öcü filmini  hayran hayran izlemiştim ama Fakir Baykurt kitabı okumadım. Eşekli kütüphaneci'yi okuduktan sonra ise bir hayli içerledim kendime, daha önce niye okumadım diye. Ve bununla birlikte şunu da anladım bir kez daha, kitap okuyamama sorunum aldığım kitaplarla ilgili sanırım. Çünkü bu kitabı elimden bırakmak istemedim.  

Bu yazacağım satırlar ise kimseyi kınamak adına değil ama üzüntümü belirtmek içindir. Kitabı almak için D&R a gittim. Benim arayıp bulmam zor olacağından direk oradaki elemana müracaat ettim.
_ Fakir Baykurt , Eşekli Kütüphaneci kitabını istiyorum , var mı ?
_ Ne Baykurt ?
_ Fakir Baykurt
Kızımız bilgisayar ekranına bir şeyler yazdı, olmadı, tekrar yazdı olmadı...
_ Fakir Baykurt yazarın ismi mi ?
_ Evet
Tekrar ekrana bir şeyler yazdı ve sonrasında raflara doğru yöneldi, kitabımı aldı geldi.
İşte buna üzüldüm. Fakir Baykurt hakkında herhangi bir bilgisi olmamasına. Şimdiki  gençlerimizin genel kültürü çok zayıf değil mi sizce de ?

Kitabımı aldım eve geldim , zevkle okudum. Çok çok beğendim. Özellikle  gençlerin  kesinlikle okumasını isterim. Tabii henüz okumamış olanlarında. Kitaba konu olan rahmetli Mustafa Güzelgöz'e de hayran oldum. Bana hayatta yapılabilecek çok şey olduğunu bir kez daha hatırlattı. Nur içinde yatsın. Kitabın beni çok içlendiren bir özelliği ise, Fakir Baykurt'un hasta yatağında, yazdığı son kitabı oluşu. 

Kitap arka kapağından :
Sıcak bir yaz günü, peribacaları diyarına Yunanistan'ın Larisa şehrinden Dimitrios Katsikas adında biri gelir. Bu genç adam, yıllar önce bu topraklardan göçe zorlanan büyükbaba ve büyükannelerinin izini sürmek, bir daha buraya dönemeyen akrabalarının yerine bu güzel yerleri gezmek istemiştir. Tesadüfler karşısına yörenin sevilen şahsiyetlerinden "Baba" lakaplı Aziz Güzelgöz'ü çıkarır. Aynı yaşlardaki bu iki genç kısa sürede kaynaşır. Dimitrios, Aziz'in evine konuk olunca, bu büyüleyici diyarda inanılmaz bir adamla tanışır. Aziz'in babası Mustafa Güzelgöz'dür bu kişi; namı diğer Eşekli Kütüphaneci.

Ürgüp'teki kitaplığı yönetirken otuzdan fazla köyün halkına eşekle kitap taşıdığı için takılmıştır bu ad ona. Herkes, özellikle de kadınlar, kitap okusun diye yıllarca çırpınmıştır Mustafa Güzelgöz.

Dimitrios ile Eşekli Kütüphaneci arasındaki sevgi köprüsü yöreyi birlikte gezerlerken iyiden iyiye pekişip güçlenir. Bu arada kan kardeşi olan Aziz ile Dimitrios'un aklına, Ürgüp ile Larisa'yı "kardeş şehir" yapma fikri düşmüştür. Ama bu o kadar da kolay olmayacaktır...

Fakir Baykurt'un, klasik anlatımının tüm olanaklarından yararlanarak, gücü yetene, hatta bitene dek, hasta yatağında yazdığı bu son romanında, sevgi, kardeşlik, azim, cesaret gibi duygular yine okuru sarıp sarmalıyor. 
(Tanıtım Bülteninden)


Kitabı tam bitirmek üzere iken bir öneride sevgili Esra'dan geldi . Esra'dan Dünya'ya blogu. O da Keklik  adlı kitabını okuduğunu ve çok sevdiğini söyleyince, soluğu D&R da aldım. Şimdi Kekliği okumaktayım, yine aynı keyifle. Esra'ya da çok teşekkürler. 
İyi ki blog arkadaşlarım var. 

Pazar, Mart 15, 2015

Francis Lai

Bugün günlerden müzik bildiğiniz gibi, müzisyenimiz ise Francis Lai. Romantik film müzikleri ile tanınıyor çoğunlukla. 1932 doğumlu besteciyi Love story desem hemen herkes bilecektir sanırım.


Filmi satın almak için fotoğrafa tıklayınız
Madem Love story dedik ilk olarak onu dinleyelim  Francis Lai / LOVE STORY 

Benim en sevdiklerimden biri                                  Francis Lai / BİLİTİS SOUNDTRACK

Bu da en bilinenlerinden                                          Francis Lai / A MAN AND A WOMAN 

Buda bonus                                                              Francis Lai /MİX


mutlu olun , mutlu kalın
iyi pazarlar

Cuma, Mart 13, 2015

Perşembe, Mart 12, 2015

Ruha şifa

"Öleceksem , baharda ölmeyim " diyen annemin anısına....






Pinterest
pinterest
pinterest



*kaynak için fotoğrafların üzerine tıklayınız. 

Salı, Mart 10, 2015

Hayata dair



*YAŞADIĞINIZ HER GÜNDEN HAYATA DAİR BİR DERS ALIN

Bazen birileri hayatınıza girer ve onların orada olmalarının, sizin bazı amaçlarınıza hizmet etmeleri, size ders vermeleri veya kim olduğunuz ya da kim olmak istediğiniz konusunda size yardım etmeleri demek olduğunu kesinlikle bilirsiniz.
Her insanın hayatında böyle biri olmalı. Benim ki "ben"im sanırım :) 
Bu kişilerin kim olabileceklerini asla bilemezsiniz – bir oda arkadaşı, bir profesör, bir arkadaş, bir sevgili ya da tamamen yabancı biri – ama gözleriniz onlarla kilitlendiğinde, işte o an hayatınızı çok derin bir şekilde etkileyeceklerini bilirsiniz.
Zaman zaman içe dönüşlerimde bu yüzden olabilir. Kendimi dinliyorum.
 Bazen, başınıza gelen şeyler ilk başta korkunç, acı verici ve adaletsizce görünebilir ama sonraları aksine o engelleri aşmadan potansiyelinizin, gücünüzün, iradenizin ve yüreğinizin asla farkına varamayacağınızı anlarsınız.
Ne yazık ki bu tür korkular, acılar yaşamadan büyüyemiyor insan. Belli bir yaşa gelince artık o kadar çok korku ve acı deneyiminden geçiyorsunuz ki, bu da olgunlaşma, kendini tanıma ve kısaca büyüme olarak niteleniyor. 
Hastalık, yaralanma, aşk, gerçek mükemmelliğin kayıp anları ve aptallıklar, hepsi sizin ruhunuzun sınırlarını test etmek için vardır.
İnsan, vücudunu çok yenileyemesede ,kişiliğini yenileyebiliyor Allah'tan. Bu testlerden başarı ile en az hasarla geçmeyi öğreniyor. .Bu küçük testler olmaksızın, her ne olursa olsunlar, hayat hiçbir yere varamayan, pürüzsüzce asfaltlanmış düz, yavan bir yol gibi olurdu. Güvenli ve rahat; ama aptalca ve tamamen anlamsız. Tamam da kim istemez 6 şeritli pürüzsüz bir otobanda sürat yapmayı. Bence hoş olurdu. Biz çok zaman tek şerit yoğun trafik ilerliyoruz maşallah. Hele son bir kaç yıldır, milim milim ilerliyor bizde :) Neyse , buna da şükür, hiç değilse yoldayız, altımızda hareket eden bir arabamız , ibresi olmayan bir benzin depomuz var. Daha ne dimi ?
 Tanıştığınız, hayatınızı etkileyen insanlar, tecrübe ettiğiniz başarı ve çöküşler, kim olduğunuzu ve kim olacağınızı bulmanıza yardımcı olurlar. Kötü tecrübelerden bile bir şeyler öğrenilebilir. Aslında, bazen onlar en önemlileridir. Evet birçok şey öğreniyoruz iyi ya da kötü, bunlarla kim olduğumuzu buluyoruz, velâkin bu tecrübelerin üstüne de yenileri eklenince biraz kişilik şakülümüz şaşıyor sanırım. Hayat her an bir şeye gebe. Hatta çok doğurgan. Ve öğrendiğim en önemli şeylerden biri "asla , asla deme ".
 Eğer birileri sizi severse, karşılığında onlara hangi şekilde yapabiliyorsanız sevgi verin, sadece sizi sevdikleri için değil aynı zamanda size sevmeyi ve kalbinizi ve gözünüzü nasıl açabileceğinizi öğrettikleri için. Çok şükür fazlasıyla sevecen bir insanım. Öyle ki, balkonumda ki kurumuş çiçeklerin dallarını bile koparırken içim cız ediyor. Gerisini siz anlayın. Bir de koşulsuz şartsız bir sevgi anlayışım var ki bu biraz canımı yakmıyor değil...
 Eğer birileri sizi incitirse, aldatırsa ya da kalbinizi kırarsa, onları affedin, size, güveni ve kalbinizi kimlere açacağınıza dikkat etmenin önemini öğrettikleri için. Ben bir sevgi yumağı olduğum için sanırım, pek akıllanmıyorum. Onlar beni kırıp bir şeyler öğretiyorlar, ben yine aynı hataları işleyebiliyorum. Her gününüzü önemseyin. Her anın değerini bilin ve onu bir daha asla yaşayamayacağınız için o anlardan alabileceğiniz her şeyi alın. Bu kısım çok güzel ve çok lezzetli. Bazı günler bunu tam idrakle yaşıyorum ve o günün tadına doyamıyorum. Ama balık hafızalıyım herhalde, ertesi gün birilerinin bunu bana tekrar hatırlatması lazım,yoksa direk eskiye dönüp günümü rezil edebiliyorum.   Daha önce hiç konuşmadığınız insanlarla konuşun ve onların söylediklerini dinleyin! Allah'tan herkesle konuşmayı severim. Market kuyruğunda bile birileri ile konuşurum. Alışverişte çocuklarla sohbet etmeye bayılırım. Dün Fenerium'da bir minikle sohbet ettim mesela. Şimdiki çocuklar aşırı özgüvenli ve harikalar. Aşık olmanıza izin verin, kendinizi serbest bırakın ve görüşlerinizi yükseltin. Fiyuwww, biri aşk mı dedi. :)Başınızı dik tutun; çünkü her türlü hakka sahipsiniz. Çok şükür şu yaşıma kadar başım hiç eğilmedi. Bu yüzden hep "ukala" olarak nitelendim .   Kendinize önemli bir kişi olduğunuzu söyleyin ve kendinize inanın; çünkü eğer siz kendinize inanmazsanız başkalarının size inanması güç olacaktır. Kendim için önemliyim ben, kendimi de severim şükür.  Hayatınızda istediğiniz her şeyi yapabilirsiniz.  Kendi hayatınızı yaratın ve daha sonra dışarı çıkıp hiç pişmanlık duymadan yaşayın! Daima başkaları için yaşamış biri olarak bu kısma yorum yapmayım . Ve eğer birilerini severseniz bunu onlara söyleyin; çünkü yarının neler sakladığını asla bilemezsiniz. Hiç bıkmadan büyük bir zevkle söylüyorum.Yaşadığınız her günden hayata dair bir ders alın! Almazsan, gözüne sokuyor zorla zaten. İstersen alma.! Bugün; dün için endişelendiğiniz yarındır. Buna değer miydi? Uygulamaya gayret ettiğim bir cümle. 

 Sharon Zeff
*Yazının esası internetten alıntıdır.Koyu renkle belirginleştirilmiştir.Açık renkler kendi iç sesim olup geçmiş yıllarda yazılmıştır. 




Pazartesi, Mart 09, 2015

Kürşat Başar


                                  

Bugün, yaptığım bu resmi tamamlamak niyetindeyim. Malzemeler hazır, müziğim hazır, yazıyı hazırladıktan sonra kahvemi de yaptım mı, güne başlayabilirim diye düşünüyorum. Allah'ın izniyle tabii. 

Dün, sabah kahvaltısında çekirdek ailemle  beraberdik. O yüzden sizlere pazar şarkısı hazırlayamadım. Bu sabah Kürşat Başar dinlemeye karar verince, bari bugün bir taşla iki kuş vurayım dedim. Neden diye sormayın, ben de bilmiyorum ama seviyorum bu insanı. Onu Başucumda Müzik adlı kitabı ile tanıdım ve bir kitap öner dedikleri zaman ilk aklıma gelen kitaptır. Kitaptan sonra Keşke Burada Olsaydın adlı Cd'si de önerilerim arasındadır hep. Caz , en sevdiklerim arasında müzikte. Kürşat Başar'da iyi derecede saksafon çalıyor ve bu albümde farklı sanatçılarla düeti var. O çalıyor , diğerleri seslendiriyor. Bakın kimler ve hangi şarkılar var albümde

Albüm içeriği
  • Keşke Burada Olsaydın / Kürşat Başar Feat. Ayşen  
  • El Gibi / Kürşat Başar Feat. Sezen Aksu  
  • Kimse Bilmez / Kürşat Başar Feat. Yaşar  
  • Üç Kalp / Kürşat Başar Feat. Yeşim Salkım  
  • Sen Benim Şarkılarımsın / Kürşat Başar Feat. İlhan Şeşen  
  • Kayboldum (El Cıego) / Kürşat Başar Feat. Levent Yüksel  
  • Hep Böyle Kal / Kürşat Başar Feat. Erol Evgin&Zeynep Talu  
  • Ben Varım / Kürşat Başar Feat. Berkay Özideş  
  • İzmir'in Kavakları / Kürşat Başar Feat. İlhan Şeşen&Şenay Lambaoğlu  
  • Pera'da Zaman / Kürşat Başar Feat. Burçin Büke - Enstrümantal  
  • Keşke Burada Olsaydın / Kürşat Başar - Enstrümantal  
  • Kayboldum (El Cıego) (Radio Edit) / Kürşat Başar Feat. Levent Yüksel  

Sizin için albümden bu şarkıyı seçtim. KAYBOLDUM Levent Yüksel / Kürşat Başar

Kürşat Başar'ın çok sevdiğim dergi yazıları var birde. Ve bu yazısını lütfen okuyun. 


Bir söz vardır çok severim. Hiçbir şey göründüğü gibi değildir. 

Pazartesi, Mart 02, 2015

Kesme çiçeklerin ömrü nasıl uzatılır


Kendine çiçek alan gruptan mısınız ? Ben o gruptanım mesela. Kendimi her daim şımartmayı severim. Kesme çiçek almayı da çok severim. Fiyatlar biraz daha ucuz olabilse ev hiç çiçeksiz kalmaz. Ama zaten kısa ömürlü olan kesme çiçeklerde fiyat aldı başını gidiyor. En ucuz demet 10 TL. Hadi aldık diyelim, bir de ikinci gün boynunu eğmeye başladı mı, yenilemek için bir 10 TL. daha. Fazla masraflı. O yüzden, ara sıra bazı bazı gelsen bile gönlüm razı.



Bazı çiçekler uzun süre dayanıyor, bazen de iki gün içinde solmaya başlıyor. Ara sıra aldığımız güzelim çiçeğimizi, uzun süre yaşatmak için neler yapmamız lazım. Bir kaç öneri var. Bir kısmını denedim, başarılı oldu. Bildiğim şeylerin içinde en etkili olanı, geceleri balkona, yada serin bir yere koymak. Gündüzde evin en serin yerinde bulundurmak. Kesme çiçekler sıcağı sevmiyor. Diğer yöntemleri de listeleyelim o zaman. Deneyip bakacağım hangi yöntem daha çok işe yarıyor. 




  • Vazonun içine limon suyu ve birazcık şeker ilave edin. Limon suyu, suyun Ph değerini düşürürken, şeker de bitkiler için gerekli olan besini sağlar. Bir iki damlada çamaşır suyu ilave edilecekmiş. 
  • Hepimizin bildiği bir diğer yöntem suya bir adet ezilmiş Aspirin ilave etmek.Yine bir miktar şeker ilave edeceğiz. Aspirin,  Ph değeri düşürürken , şeker de gerekli olan besini sağlayacak.
  • Sprite,Seven up gibi az asitli içecekleri 2/3 oranında su ile karıştırıyoruz. Bu suyu her gün tazeliyoruz. Burada biraz astarı yüzünden pahalıya gelmez mi ? 
  • Bir miktar elma sirkesi, bir miktar şeker ve su. İki günde bir suyunu değiştiriyoruz. 
  • Son öneri, vazoya koymadan önce su içinde kalacak yaprakları temizliyoruz ve çiçeklerin saplarını 2-3 günde bir  biraz keseceğiz ve serin bir yerde olmasına özen göstereceğiz.
Baharı çiçeklerle karşılayalım istedim. Bol çiçekli, mis kokulu, sevgi dolu , sağlıklı bahar günlerimiz olsun.



Pazar, Mart 01, 2015

Pazar şarkısı

Hep pazar keyifli, romantik şarkılar seçiyorum. Bugünkü  biraz hüzünlü. Hüzün hayatımızın bir parçası ve onu hayatımızdan çıkarmak çok kolay olmuyor. Bir yerden gelip bizi yakalayıveriyor. Beni de bu sabah , her sabah olduğu gibi radyomu açar açmaz yakaladı. TRT'nin Türk Sanat Müziği radyosu olan TRT NAĞME 'yi açtım ve bir süre sonra çalmaya  başlayan şarkı hüzünlendirdi beni. 

Yaşar Kemal'in ölümü aklıma geldi, şarkıyla alakasız olarak. Uyumak, ölümün provası. Belki de bu çağrışım yaptı. Belkide beş yaşındayken babasının öldürülüşüne  tanık olmuş bir yetim olması, şimdi sonsuz uykuya dalması çağrışımın sebebiydi. Her insanın içinde bir çocuk yaşar. O zaman bu ninni Yaşar Kemal'in içindeki çocuk için olsun. Yetimler güzeli, huzurla uyusun.




Ah yine o menekşe gözler aralı 

Oya kirpiklerde yaşlar sıralı 
Uyu ey gönlümün nazlı maralı




Susun garip kuşlar ötmeyin susun 
Güzeller güzeli yavrum uyusun 
Susun garip kuşlar ötmeyin susun 
Yetimler güzeli yavrum uyusun



Uyu yavrum ninni diyeyim sana 

Şu mahzun gönlümü salma hicrana 
Sen kaldın gidenden hatıra bana 

Susun garip kuşlar ötmeyin susun 
Güzeller güzeli yavrum uyusun 
Susun garip kuşlar ötmeyin susun 
Yetimler güzeli yavrum uyusun


Cumartesi, Şubat 28, 2015

Bahar Geldi

BAHAR GELDİ 
İşte yine bahar geldi, tabiat uykudan uyanacak
Kuşlar yuvalarından çıkıyorlar cıvıldaşarak
Tomurcuklar yırtarak kabuğunu, etrafı gözlüyorlar
Henüz erken, çıkmasak mı diye tereddüt ediyorlar

Yağmurlar başladı yağmaya, karlar yerine

Diğer mevsimlerde güzel ama bahar uymaz hiçbirine
Her şey taptaze, pırıl pırıl, insanın içi açılıyor
Etrafınıza çeşit çeşit güzel kokular saçılıyor

Sular çağıldıyorlar, şarkı söylercesine derelerde

Otlar fışkırmışlar bizde buradayız dercesine, her yerde
Böcekler çıkmışlar bir kış geçirdikleri yuvalarından
Çok hareketliler, sevinçleri belli tavırlarından

Rabbim elem keder vermesin, geçsin mevsimler peşpeşe

Doya doya yaşayalım , günlerimiz geçsin pür neş'e
Tabiatı koruyalım, güzellikler artsın her sene
Bu topraklar bizim topraklar, sakın bana ne deme .

7 / Şubat / 2015 

Yaşar T.
Ankara



Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...