Salı, Eylül 16, 2014

Vakıfbank



Sağımdan kalktım bu sabah. Oysa solumdan kalkmış kadar asabiyim. Çünkü uyanır uyanmaz aklıma bankamatik kartım geldi, keşke gelmez olaydı. İlk önce neden bu memlekette yaşıyorum , çekip gideyim dedim. Nereye gideceksem ? Sonra bir hışımla telefonu elime aldım sayıp söveyim diye bankayı aradım henüz açılmamış. Bankanın 7/24 olan bir hattı var, orayı aradım. Karşımda muhatap yok tabii ki. Bir bant kaydı ile muhatabım. Falanca işlem için biri, filanca işlem için 2 yi tuşlayın deyip duruyor. Tamam, iyi güzelde, benim derdimi anlayacak bir numara yok ki. Şikayetleriniz için şu numarayı tuşlayın demiyor. Şikayeti de geçtim, benim işlemim için gerekli tuş yok. Herhangi birini tuşlamaya karar verdim. Bağlandığım yer yine bir bant kaydı, o başka bir menü sundu, o menüden seçim yaptım, o başka bir menü sundu, o menüden de seçim yaptım o başka bir menü sundu. O anda kendime kızdım. Bu kadar kibar olacak ne vardı, keşke daha çok küfür öğrenseydin de bir bir sıralasaydın  diye. Telefonu hırsla kapattım.

Olay şöyle başladı efendim. Yalova'da bulunduğum sırada Termal'e gittim. Tam Termal girişinde Vakıfbank bankomat'ı gördüm. Aaa ne güzel dedim, para almamışım yanıma, dur şuradan çekeyim hemen. Demez olaydım. Kartımı bir güzel yuttu ATM cihazı. Hemen telefon ettim, ATM arızasını bildirdim, kartı dondurdum. O esnada bana kartımın en geç bir hafta içinde Yalova şubeye geleceğini söylediler. Peki dedim.  ATM den çıkarken oradaki taksi durağında duran beyler, bir haftadadır arızalı olduğunu, her gün bir sürü kart yuttuğunu söylediler. Neyse kart gitti, parada yok. Oh ne ala. Üstelikte bulunduğum yerde bankanın şubesi de yok. Hadi benim yanımda para alabileceğim birisi var, ya acil para ihtiyacım olsa, kartım yok , şubede yok yaşadığım yerde, ne halt edicem acaba. ? Hizmeti sunuyorsan arkasında durup gerekli işlemleri de en kısa sürede yapacaksın...

Eve döndükten bir iki gün sonra Yalova şubeyi aradım. Sorunumu anlatıp cevabı alana kadar inanın sinir katsayım beş kat arttı. Çünkü meramımı anlatana kadar bir kaç kişi ile muhatap oldum. Biz neden bu kadar lakayt, bu kadar geri zekalı bir millet olduk. ? Kart bir hafta içinde gelir demişlerdi ya, o süre onbeş gün içinde gelire döndü. O telefon konuşması sonunda da bilebildiğim sınırlı sayıdaki küfrü saydım. ATM cihazı bir haftadır kart yutuyor, arızalı olduğu bankaya bildiriliyor, onca insan mağdur oluyor, ama banka kılını kıpırdatıp cihazı onarmıyor, içindeki kartları bir an önce alıp sahiplerine ulaştırmıyor .. Nasıl bir iş bu yahu ! 

 Ben o zaman  zarfında Ankara'ya döndüm. 7/24 ü tekrar aradım. Kartımı iptal ettirip yenisini istedim. Tabi yazdığım kadar çabuk olmadı bu iş. Uzun dakikalarım yine telefon başında geçti. O ona şutladı, öbürü bir başkasına şutladı. Tam oldu sonunda derken, kadın demez mi standart kart basımı durdurulmuş, taraftar kart vereceğiz. Ulan ( affınıza sığınıyorum ) bunun durdurulduğunu bilmiyor musun, bana elli saat standart kart basılacağını söyledin. Lanet olsun dedim , para çekemiyorum istediğim an, olsun da taraftar kart olsun. Tamam ama altı lira kart parası alıcaz demez mi telefondaki bayan. Bir kez daha ULAN (bir afta bu satırlar için,) kartımı yutan sizin ATM cihazınız, kartı bana gerekli sürede ulaştıramayan sizsiniz, yaklaşık bir aydır kartsız geziyorum, bide üste para mı vereceğim. OHA ve ÇÜŞ.

Peki, ona da peki. Kartım ne zaman gelir ? Bir hafta içinde şubeye uğrayıp sorun. Ona da peki. Şubeye uğrayıp sordum, henüz gelmemiş. Ona da peki. Şubedeki kız " kartınız gelince zaten telefonunuza mesaj gelir, şubeye tekrar uğramanıza gerek yok" dedi. E iyi o zaman evde mesaj gelmesini bekleyim dedim. Günlerdir bekle bekle ses seda yok. Mesaj falan gelmiyor. Bu sabah şubeyi aradım, ne oldu diye, kartınız geldi demezler mi . Hani mesaj gelecekti cep telefonuma ???? Telefondaki kıza ( onun hiç bir şuçu olmadığını bilsem de )  aynen şöyle dedim rahatladım en azından.
"Bugün hastayım gelip alamayacağım, iyileştiğimde ilk işim gelip kartı alacağım, bir güzel yırtacağım ve hesabımı da kapatacağım "

Allah sizi bildiği gibi yapsın Vakıfbank. !'^+%&/(+%&/(^^+%+^^/  (vakıfbank sonrasındaki alfabe argo alfabesidir )

Gelelim asıl  meseleye. Genel olarak işini doğru dürüst yapan insan ve firma sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor memleketimde. Herkes aldığı maaşın peşinde. Herkes işi bir başkasına yıkma peşinde. Mesai saati 9:00 olan bir iş yerinde kapıdan içeri giriyorsunuz çalışacak eleman yok. "Şimdi gelirler efendim." Ben beklemeye mecbur muyum ? Saatinde işinin başında ol. İşte tam bu noktada beklemeyip gerekli yere ikazımızı yapmalıyız diye düşünüyorum. Biz ikaz etmedikçe çok şey daha da beter oluyor.   Bu örnekler o kadar çok ki. Kendi adıma yaptığım şey şu.  Gördüğüm aksilikleri mutlaka yetkili birime iletiyorum. Bu uyarılar çoğalırsa belki daha düzenli olmaya gayret ederler diye düşünüyorum. 








Pazartesi, Eylül 15, 2014

Şimdi okullu olduk

Yine Eylül'de geldik okul yoluna. Neşeli, keyifli, başarılı , bol bilgili bir okul dönemi diliyorum tüm öğrenci ve velilere. Anne - babalara  ve öğretmenlere büyükk sabırlar diliyorum ayrıca. Hakları ödenmez.

Benim okul yaşam özetimi okumak isterseniz , geçmiş yıllarda hazırladığım bir yazı için  TIK yapmanız yeterli

Pazar, Eylül 07, 2014

Pazar Şarkısı



Yazlıkta müzik dinleme şansımda olmadı fazla. Eskilerden kalma bir radyom vardı, o da her kanalı çekmiyor. Neden bilmem hep dini ağırlıklı kanalları çekiyordu. Sanırım onların sistemleri ve sinyalleri çok güçlü. Radyonun en iyi çektiği kanallardan biri de Açık Radyo idi. İyi ki varlar. Cazdan mahrum kalmadım bu sayede. Arada çok farklı müziklerde dinledim sayelerinde.. Bildiğim kadarı ile desteklerle yani bağışlarla ayakta kalıp yayın yapıyorlar. Bir ara bu iyiliklerine karşılık versem fena olmaz. Onlarda olmasa ne dinleyecektim. Bilinen bir sürü kanaldan  bile doğru dürüst sinyal almadı canım eski radyom.  İyi de oldu belki. Müziği özlemiş oldum,iki gündür büyük bir  zevkle dinliyorum. En özlediklerimden biri de Jason Mraz. Bugün  birlikte dinleyelim isterseniz.

























1*  Love Someone (çok duygusal bir klibi var , önceden uyarayım da, sonra ağlattın bizi falan demeyin. İsterseniz kısa filmi izleyin daha da duygulanın TIK )

2*  I'm Yours 

3* Bella Luna


Müzik ruhun gıdasıdır. Ben bu yazıyı hazırlarken ruhumu yıkadım, doyurdum. Şimdi işlerimin başına geçebilirim. Hepinize iyi pazarlar, duyan kulağınıza , okuyan gözlerinize sağlık.



Cumartesi, Eylül 06, 2014

Benden şeyler



Sonunda yaz bitti ve leylekler gibi bende göç edip, kışlık mekanıma geldim.  Blog dostlarımı çok özledim. Bütün yayınlarınızı kaçırdım ne yazık ki. İnternet sorunsalım vardı. Şimdi kısmet olursa hepinizi tek tek ziyaret edip, yazdıklarınızın tamamını okuyamasam da, bir göz atacağım. Deep, bu lafımın okuyamama kısmı özellikle sana. Normalde senin hızına yetişemiyordum zaten, kim bilir ne çok şey yazdın bu geçen uzun zaman içinde. Gitmeden öncede blogumu da , sizleri de  hafif hafif ihmal ediyordum. Gittim  tamamen ihmale uğradı. Yine de ben yokken beni ziyaret eden, yorum bırakan dostlara sonsuz teşekkürler. 


 Ne yaptım ne ettim kısmına gelince. Bu yaz nasıl geldi geçti, bitti gitti hiççç anlamadım. Bir Türk klasiği olarak yazlık eve gittik. Kışlık evden tek farkı evin önünde deniz olması, gözümü açtığımda denizi görmem. Onun dışında, yemek yap, bulaşık yıka, çamaşır as vs. vs. tüm günlük yaşam telaşı yazlık - kışlık fark etmeksizin aynı. Hatta yazlıkta işler iki kat daha fazla. Bu konuya hiç girmeyim sayfaları doldurur yakınmalarım. Gitmeden önce depresyonda olan ben , ne gidince düzeldim, ne de geri dönünce. Hala depresif takılmaktayım. Bu hal sebebi ile olsa gerek, görsel ve kokusal algılamam aşırı yüksekti. Gözüme her şey pis göründü, her pis kokuyu da en yoğun şekilde hissettim. Zaman zaman bu sebeple tatili yarıda kesip dönmeye kalktığımda doğrudur. 
Bu gel-gitler içinde geçen bir buçuk ayda tek verimli , yüz güldüren şey yaptığım resim çalışmaları oldu. İlk gittiğim günlerde çok güzel çalıştım. Sonra onu da bıraktım. 


Okuma derseniz çok verimsizdi. Biraz o kitaptan, biraz bu kitaptan derken hiç birini tamamlayamadığım dört kitap okudum, hala da okumaktayım. Bu sabah beşinci kitaba başladım. Rekorumu kırdım. En fazla üç kitabı bir arada okuyabiliyordum çünkü. Ve şu an sağ yanımda bulunan yeni aldığım kitaba eminim yarın sabah altıncı kitap olarak başlayacağım. 


Ekmek alma zorunluluğu olmasa, evden çıkmama rekorunu da kırmış olabilirdim. Ama ne yazık ki sabahları ekmek ve gazete almaya gitmek zorundaydım. Çıktığımda gördüğüm güzel bir şey olursa fotoğraf çektim. İyi ki o kadarını yapmışım. Bir kaç güzel fotoğraf sahibi oldum. 


Doğru dürüst kahve bile içemedim. Kahve tiryakisiyim ama hasta olunca kahve içemiyorum. Hastalık demişken bir gece ansızın mide bulantısı ve akabinde malum şikayetlerle kendimi ambulansta buldum. Sonrasında hastanede bir şişe serum yiyince eve dönmeme izin verildi. Ve bu yazın hem trajik, hemde komik anısını yaşadım. Ambulansa pijamalarla binip hastaneye öyle gitmiştim. Çıkışta taksi bulmayınca gecenin saat ikisinde pijamalarla şehir merkezine kadar  yürümek zorunda kaldım. Burada bir dip not, bana refakat eden sevgili komşuma teşekkürü borç bilirim. E malum mide bağırsak sorunu hemen geçmez, kahveden soğudum bu arada. Bir gün canım kahve çekince bir mutlu oldum ki anlatamam . 


Anlayacağınız pek keyifli geçmedi benim için yaz. Aslında bakarsanız  hiç bir şey kötü değildi ama ben her şeyi kötü gördüm.  Güzel geçen günler olmadı mı ? Oldu elbette. Hepte kötü değildi.   En keyifli gün Büyükada'ya  gittiğim gündü. Hem hoş sürprizler, hem güzel haberler, hemde görsel güzellikler doyurdu ruhumu.  



İyisi kötüsü ile geçti gitti ve geçmişin sayfalarına yerleşti. Okuduğum bir yazıda, "şu an" geçmişimizi hazırladığımızı yazıyordu. Düşününce enteresan geldi. Bunu da araya sıkıştırayım. Sizde bi düşünün , hoş oluyor. O an yaptığınız şeyi daha bir irdeliyorsunuz. 


Bir de yaz boyu elektrik direkleri ile konuştum "Çekilin önümden" diye . İşte böyle kendi kendime konuşa söylene, mızmızlana mızmızlana bir yaz geçirdim. Umarım en kısa zamanda kendimi toparlar iyi bir kış geçiririm. Hepimize güzel sonbaharlar ,kışlar nasip olsun inşallah. 

İşte geldim buradayım......

Cumartesi, Ağustos 23, 2014

Boncuk

Biz yazlık evde yazı geçirirken boş durmuyoruz, sanatsal çalışmalara devam ediyoruz. Babam şiir yazıyor ben resim yapıyorum. İnternet bağlantımın zayıf ve sınırlı olması sebebi ile uzun uzun  paylaşımda bulunamıyorum ama , instagram'da bol bol foto paylaşıyorum.
 Bu gecede babamın yazdığı şiiri paylaşıvereyim dedim iki arada bi derede .. Hepinize sevgiler.

BONCUK
Evin küçük çocuğu
Yere düşürdü boncuğu
Boncuk kaçtı deliğe
Çocuk döndü deliye

Ev halkı toplandılar
Boncuğu çıkartırız sandılar
Uğraşlar fayda etmedi
Ümitler eridi gitti

Yıllar geçti çocuk büyüdü
Ama aklı boncukta takılı idi
Bazen dalar giderdi derinlere
Sorardı kendi kendine acaba boncuk nerelerde

Çıkartsaydı boncuğu delikten
Sanki hiç düşmeyecek miydi boncuk elinden
Belki de atacaktı bir köşeye
Aklına bile gelmeyecekti ölesiye

Boncuk bildi işini
Kaybettirdi izini
Şimdi anılıyor hasretle
Özlemi duyuluyor sevgi ve muhabbetle

12/ 08 / 2014 




Pazar, Ağustos 03, 2014

Hayatın hoşlukları

Büyükada'ya düştü yolum. Bazen gönülden istediğiniz şeyler zamanını beklermiş olmak için. Dikkatli isteklerde bulunmak gerek ! Güzeldende güzel bir gün geçirdim. Ve finalde , tam da dönüş vapurunu beklerken iskelede bir grup çalıp, söylüyordu. Yanaştığımda sevdiğim bir türküyü söylediklerini duyunca , yüzüm ve gönlüm güldü. Beni güldüren  hayatın bu hoşluklarına bayılıyorum...

Pazartesi, Temmuz 07, 2014

Kuş Banyosu

foto



Geçtiğimiz yıllarda Samanpazarı'nda  gezerken bir kuş suluğu görmüştüm. Taştan yapılmış. Durup hayran hayran bakmıştım, sonra da eve dönünce neden almadım, neden sormadım fiyatını diye pişman olmuştum. Hala duruyor mu acaba yerinde ? 
Şimdi de bahçeye bir kuş banyosu hayali içindeyim. Bakalım gerçekleşecek mi bu hayalim. İnternette gördüğüm her banyoya zevkle bakıyorum. Bakın nasıl güzelleri var, sizlere de göstereyim.

foto
foto
foto
foto
Bunları almamız mümkün olmadığına göre, kendimiz yapsak nasıl olur derseniz, onlarda böyle olurmuş .

foto ve yapılışı
Yada böyle yapabiliriz. Biraz eğimli koymak gerekiyor. Toprak saksı satan yerlerden temin edilebilir herhalde. Bizim bahçede kuşların yıkanacağı bir sürü yer olmasına rağmen yine de gözüm bu kuş banyolarında nedense.

foto



Pazar, Temmuz 06, 2014

İftar Menüsü

Bendeniz orucu başlamadan  bitirmiş bir kul olarak yine de iftar sofrası peşindeyim. Göz doymuyor. Orucun ilk günü fenalaşınca ara vermek zorunda kaldım. Tekrar deneyeceğim inşallah, olmadı kış aylarında telafi edeyim diyorum. Hayırlısı Allah'tan. Sağlık önemli malum. Hele ki benim gibi yaşlı bir kadın için. Ruhum yaşlandı benim yaa. Napcaz şimdi, netcez şimdi.. Bak bu  sözler bile nostalcik kaldı artık. İftar sofrası olmasa bile evde yemek pişmek zorunda ve ne pişecek derdi malum. Arkadaşların bloglarını dolaşırken ne pişireceğimi de buldum. Kendime notlar olarak ve ayrıca bu güzel blogları tanıyın diye ve ayrıca bu güzel tarifleri görün diye bu yazıyı hazırladım. 

Oruç tutan arkadaşlarımı can_ı gönülden tebrik ediyorum. Zaman çok uzun. Allah sabrını versin, kabul etsin ve hayırlısı ile bayramı karşılasınlar. Hoş biz oruç tutmayanlar bayramı daha bir şevkle karşılar her zaman. Olsun be son moda tabirle  "bizimde kalbimiz temiz " 



Arabaşı çorbası... Şahane lezzet. Anacığımın yaptığı şahane çorba. Bu tarifi de görünce, yapılası ve içilesi oldu en kısa sürede. Üstelikte üşütmüşüm sanırım . Hapşuruk, boğaz ağrısı, mide bulantısı gibi bişiler bişiler var üzerimde bugün. Olsa iyi gider ama bugün yapamam, halim yok.

Hafif Mutfak Tarif için TIKLAYINIZ

İslim kebabı _ Patlıcan Bohçası  Görüntü muhteşem , tarif mükemmel. Evdekiler de sever, yapın gari, yiyin gari.

Lezzetli Sanatlar Tarif için TIKLAYINIZ


Zeytinyağlı Yerelması.. Bunu gördüm canım istedi  ama yerelması yok ki şimdi. Napcaz şimdi. Başka bir zeytinyağlı bulmak lazım menüye. Artık ya fasulye ya barbunya yapıcaz napalım. Bu tarif köşede bekleyebilir zamanı gelene kadar.

Hafif Mutfak Tarif için TIKLAYINIZ

Çiğ Kabak Salatası.... Bunu ilk kez gördüm. Sunum şahane. Denenecekler listesinde yer aldı hemen.

Anne Eli Gibi Tarif için TIKLAYINIZ
Revani .. Bir türlü yapmayı beceremediğim tatlıyı bir de bu tarfiten denemeye karar vermiş bulunuyorum. Kolay gelsin.

Aylinle Yemek Vakti Tarif İçin TIKLAYINIZ
Fotoğraflar ve bu güzel tarifler için Hafif  Mutfağa  , Anne Eli Gibi Reyhan'a  ,Aylin'le yemek vakti 'ne veee Lezzetli Sanatlar 'a teşekkürler.

Salı, Temmuz 01, 2014

Geçen yıl bugün

Facebook'un "bugün" diye bir uygulaması var. Ona tıkladığınız zaman haber akışında, sizin ve arkadaşlarınızın  geçen yıl bugün neler paylaştığınızı gösteriyor. Az önce tıklayınca geçen yıl bugün face'de bloga yazdığım bu yazımı paylaşmışım. Tekrardan zarar gelmez faydası bile olur diyerek sizi o günkü yazıyı okumaya davet ediyorum. Bir konu mankeni de paylaşayım da sayfa bomboş görünmesin.

Foto : Füsun T.

                                                             YAZIYI OKUMAK İÇİN TIKTIK

Perşembe, Haziran 26, 2014

Benden şeyler

Hazır mısınız ? Yarın gece sahura kalkılacak. Aman Allah'ım zaman ne çabuk geçiyor, yine oruçsal hallerim postları hazırlayacağım demek. Yandınız. Acıktım da acıktım diye tutturur sürekli yemekten bahsederim artık. Eee, gülü seven dikenine katlanır. Çok mütevaziyimdir.!

Yine yeniden ramazana , o huzur dolu iftar saatlerine kavuşmak güzel. Güzel ama eksik. "Ahh, nerde o eski ramazanlar" derken bile gözlerim şıpırdamaya başladı. Ailede artık sadece ben oruç tutabiliyorum. O da sağlığımın el verdiği süre kadar. Midem uzun süre tutmama izin vermemişti geçen yıl. Bakalım bu yıl ne kadar tutabileceğim. Gözlerimi şıpırdatan eski ramazanlardan söz edeyim mi biraz size. Direkler arasından bahsetmeyeceğim elbette.  Anacığımın sağ olduğu, geceleri kalkıp bize sahur hazırlayıp bizi uyandırdığı, hazır sofraya konduğumuz, uykulu gözlerle oturup ailece sahur yaptığımız yıllardan söz edeyim. Ramazandan bir kaç gün önce babama ; kahvaltılık al, et al diye tembihlediği, babamın da harfiyen uyup, listeyi tamamlayıp akşam eli kolu dolu eve  geldiği yıllardan söz edeyim. Bu sabah aynı sözleri ben söyledim babama. "Et al babacığım etimiz yok, malum yarın oruç başlıyor" dedim. Eminim o da o günlere gidiyor duygusal olarak böyle zamanlarda. Ama biz annem gittiğinden beri birbirimize pek çaktırmıyoruz duygularımızı. Geçen gün arabada kabristanın oradan geçerken bir şeyden bahsediyordum, "annem olsa şöyle derdi " dedim. Babam o anda " annem dedin yüreğimi acıttın " dedi sadece. İkimizde sessiz sessiz gözyaşı döktük.

Çalıştığım yıllarda , acele acele iftara yetişmeye çalışır, son dakikalarda evde olurduk babamla. Geldiğimizde şahane, mükemmel, harika, muhteşem bir sofra bizi bekliyor olurdu fi'li tarihlerde. Mutlulukla otururduk o güzelim sofralara. Hepimiz oruç, hepimiz huşu içinde. Son son annem zorlanmaya başlamıştı hazırlamakta. Bir gün geldiğimizde kapı açıktı , annem sandalyede oturmuş bekliyordu bizi sofra yine hazırdı ama çok yorgundu. O günden sonra da sofra hazırlamak, yemek yapmak gibi işler tamamen bana kaldı. Birden elini çekti bu işten. Annem zaten oruç tutamıyordu artık, sonra babamda tutamaz oldu. Sofraların düzeni bozuldu. O ihtişam hafifledi, sadeleşti, sıradanlaştı.. Tat tuz azaldı. Onun gidişiyle de tamamen tatsızlaştı hayat.


Şimdi yarın gece saat 3'de ben tek başıma yakacağım ışığı. Bir domates, biraz peynir ekmeği zorla yiyeceğim. Sonra da reflüm azmasın diye bildiğim bütün duaları okuyup uyuyacağım. Ajitasyon yapar gibi oldu satırlar ama sadece hayatın gerçek yüzü. İnsan yalnızlığını da sevebilmeli. Bu satırlar zamanla yerini daha neşeli oruçsal hallerim ,benden şeyler yazılarına bırakacaktır.

Ve, bu vesile ile hepinize; bol ibadetli, bol bereketli, bol sevaplı,  hayırlı ramazanlar dilerim. Ailenizle yaşadığınız her dakikayı bayram sayın.
                                                                                                                                  26.06.2014,Ankara                                                                                                                                         

Salı, Haziran 24, 2014

Behlül Dânâ


Bize de gitmek düşer

Behlül hazretleri halife Harun Reşit’in arkasında namaz kılmıyormuş. Bir gün yanındakiler bu durumu halifeye açmışlar.
"Efendim Behlül sizin arkanızda namaz kılmıyor halk arasında dedi kodular çoğalmaya başladı. Siz en iyisi Behlül’le bu durumu bir görüşün" derler. Halife bunun üzerine Behlül’ü çağırır ve durumu anlatır: “Hiç olmazsa Cuma namazlarında arkamda namaz kıl.” der. Behlül kabul eder. Halife namazın ikinci rekâtında iken Behlül namazı terk eder. Bu durum halifeyi iyice kızdırır ve Behlül’ü yanına çağırır sebebini sorar.
Behlül Dana hazretleri anlatmaya başlar ve halifeye sorar:
- “Efendim siz tekbir alıp namaza başladığınızda vergileri arttırdınız mı artırmadınız mı?”
Halife:“Evet arttırdım.” der.
Behlül Dâna: “Peki, Fatihayı okurken orduyu topladın mı toplamadın mı?
Halife yine :”Evet topladım” der.
Behlül Dâna :“ Peki, Rukûya gittiğinde komşu ülkeye savaş açtın mı açmadın mı?
Halife yine: “Evet açtım” der.
Behlül Dâna : “Peki, secdeye gittiğinde savaşı kazandın ve savaşı kazanmış bir komutan edası ile işgal ettiğin ülkeye girdin mi girmedin mi? der.
Halife yine: “Evet girdim.” der.
Behlül Dâna: “İkinci rekata kalktığında o ülke padişahının kızı yanına geldi ve sen onu cariye olarak aldın mı almadın mı?” diye sorar.
Harun Reşit: “Aldım” der.
Behlül Dâna: “Peki der, sen o kıza nikah kıydın mı kıymadın mı?
Harun Reşit : “Kıydım” der.
Harun Reşit dayanamaz sorar : “İyi de bütün bunların bizim konumuzla ne alakası var?
Behlül Dâna şöyle der: “Eh bu durumda bize de gitmek düşer.”



Pazar, Haziran 22, 2014

Erim de derim de

Erkekler genelde eşlerine karşı pek bir havalıdırlar. Höt pöt görünürlerde, iş ciddiye binince çok erkek eşinden tırsar hafiften. Geçenlerde internet üzerinden çok sevdiğim bir abimle, bir sohbet sırasında eşine atıp tutarken, bende ona " Ayten  ablam seni öldürür " deyince , "sorma yahu bizimkisi kuru gürültü"  diye takıldı ve bununla ilgili hoş  bir hikaye aktardı. Aynen onun ağzından, bende size naklediyorum. Çok hoşuma gitti zira.


Adamın biri ufak tefek, karısı da azman ve de eli maşalı. Kadın birgün bulamaç pişirmiş, bulgurdan. Akşam eve biraz bozuk gelen adam sofraya oturunca çatası tutmuş karısına, "avrat bu bulamaç cıvık olmuş" diye bir hörlemiş. Kadın zaten elimaşalı, "ne diyon herif sen! diye terliği kapıp yürümüş adamın üstüne.
Gürültüye konu komşu yetişmiş. İçeri girdiklerinde manzara şu, adam kendini dar atmış yatağın altına, kadın da eğilmiş adama doğru sallıyor terliği. Adam yatağın altında büzüştüğü köşeden hala horozlanıyor, "erim de, derim de, bulamacın cıvık ta cıvık ta".



Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...