Cumartesi, Temmuz 04, 2015

Piknik için faydalı bilgiler

Piknik yapmayı sever misiniz ? Çocukluğumun piknik anılarından olsa gerek, seviyorum ben. O yüzden piknik sepetlerini de çok severim. 

kaynak için fotoya tıktık

Bir kaç ipucu okudum piknik ya da kamp için. 

Benim gibi sizde karıncalardan huylanıyorsanız, yanınıza bir parça irmik alıp, etrafınıza serpecekmişsiniz.  Karıncalar uzaklaşıyormuş. Sivrisinek ve böcekler içinde adaçayı yaprağı yakılacakmış. Ve Johnson's bebe yağı , sivrisinek kovucu olarak kullanılıyormuş. Bunu deneyeceğim hemen. Bir tane böcek görsem üstümde, her yerim kaşınmaya başlıyor çünkü.

Mangal ya da ateş yakmak için , yanınızda mevcutsa cips'den faydalanabilirsiniz. Tutuşturucu olarak işe yarıyormuş. 

Arabanızda acil yardım kutusu , boynunuzda düdük mutlaka bulunsun. Özellikle çocukların boynuna düdük takmakta kesin fayda var, kaybolurlarsa çalmalarını da tembihlemeyi unutmayın. Malum piknikte kaybolan çocukları haberlerde izliyoruz. 

Sepette fazla yer işgal etmemesi için yiyecekleri vakumlayarak koyacakmışız. Bu fikri sevdim. 

Sepetinizde mutlaka alüminyum folyo olmalı. Yanınıza mısırda alın. Alüminyum folyodan bir kase yapıp içine mısırları koyun, ağzını sıkıca kapatın. hafif ateşte patlamaya başlayacak mısırlar. Yada ateş üzerine konacak bir kabınız var ama kapağı yok. Alüminyum folyodan kapak yapıp, patlatın mısırları. Bu fikride sevdim. Hava kararınca mum yakacaksanız alüminyum folyonun yansıtıcı gücünden faydalanabilirsiniz. Etraf daha aydınlık olacaktır. 

Tictac şeker kutuları baharat koymak için birebirmiş. Az yer kaplayacağı için bu da iyi fikir değil mi ? 

Ve koli bandı. Ne işe yarıyor derseniz ? Yaralanmalarda dikiş atar gibi yaranın üzerini şerit şerit kestiğiniz koli bandı ile tutturabiliyorsunuz mesela. Ya da delinen su şişenizi koli bandı ile sarıp güçlendirebilirsiniz.

VİDEO 

"Öğren de duvar deliğine sok" derdi annem, gün olur lazım olur. 




Salı, Haziran 30, 2015

Yasin suresi

Yıllar yıllar önce anneannem bana kuran okumayı öğretmişti. Tembel ben,ara sıra okudum ama çok ilerletemedim. Bugünlerde tekrar okumalara başladım. Ne kadar sürer, nereye kadar ilerler bilmiyorum ama okumak beni rahatlatıyor, büyük bir haz alıyorum.

Fatih Çollak hocanın sesinden Yasin suresini dinlerken, ben de bir yandan gözümle okuyup takip ediyor, harflerin okunuşlarını pekiştirmeye çalışıyorum. Fatih hocanın sesi de ayrı bir huzur veriyor bilmem neden. Dünyaca ünlü bir çok hafız var kuran okuyan, hiç birinin sesi bana o huzuru vermiyor.
İstedim ki siz de dinleyin, ruhunuza şifa olur belki , bana olduğu gibi.




İlk video hızlı gelir, takip etmekte zorlanırsanız , ikinci video daha yavaş olarak okunmuş.




Dualarınız kabul olsun, beni de unutmayın dua ederken.

Pazartesi, Haziran 29, 2015

Benden şeyler

Yine bir rehavet, bir rehavet. Blog'a uğrayamaz oldum. Yaz geldi böyle oldu. Kış gelir başka türlü olur. Bahane arayan bir sürü bahane bulur.

Geçen yıl ramazanın ilk günü komalık olunca , bir daha oruç tutmamıştım. Bu yılda henüz siftahım yok. Tutanların Ramazanları mübarek olsun. Duaları ve ibadetleri kabul olsun. Oruç tutmasam da , bende edebildiğim kadar nefsimi terbiye edeyim. Gıybetten uzak durayım, israftan kaçayım, sabırlı olmaya çalışayım, öfkemi kontrol edeyim, cömert olayım, şükrümü artırayım, teslimiyet ve tahammülü öğreneyim, şefkatli ve merhametli olmaya gayret edeyim inşallah.

Buralara uğramadığım sürede kısa bir mekan değişimi yaptım. Biraz deniz havası aldım geldim. Hiç iyi gelmez mi deniz havası,  iyi geldi tabii.

                                   


Havalar malum. Yaz gelmek istemiyor, kış gitmek istemiyor. Israr etmeyelim biz de daha fazla. Yoksa, bir gelir pir gelir. Limonata , şerbet tadında geçsin gitsin işte. Bu yıl da ısınmayalım. Hem sıcak ne öyle, eziyet insana. E herkes soluğu tatilde , deniz kenarında da alamıyor. Kalsın böyle havalar diyeceğim, Allah'ın işine karışmak olur. O zaman bize düşen, "gelsin, hayat bildiği gibi gelsin, işimiz bu , yaşamak " ilkesi ışığında hareket edelim. Akışına kürek çekelim.



Bir gece ay ve yıldız pek bir mutlu etti beni. Çok güzeldi manzara. Ama ,bu ay-yıldız fotoğrafını çekene kadar , balkonda donuyordum neredeyse. Tarih 20 haziran 2015 . 


Kısa mekan değişimi sonucu döndüğüm asıl mekanımda beni ailemize yeni katılan Eylül bebeğin heyecanı sardı. Onun doğumu için döndük. Yeğenimin bebişi. Yaşlandırıyor bu çocuklar beni, şikayetçiyim. Nene oldum.  Nıck, yakışmaz bana nenelik, ben çocuk kalmalıyım. Zaten ruhumdaki çocuk son zamanlarda pek nazlanmaya başladı, bir de nene lafını duyunca. Amannn neyse bakalım, belki Eylül'le bir çocukluk daha yaşarım. Evcilik oynarım belki. Çocuklara aşırı düşkün olan ben, ne halt edeceğimi düşünüp duruyorum. Eylül bugün 5 günlük. Her dakika özlüyorum onu. Uğur böceğimiz o bizim. Artık evimizin neşesi, gönlümüzün bir köşesi.

                                                  
Fotoyu kırpmayı unutmuşum. Daha neler neler unutuyorum bir bilseniz. Antidepresan hikayeleri bunlar. İçsen bi sürü şeyi unutuyorsun, içmesen yaşadığını unutuyorsun. İki ara bi dere. Hadi biraz şikayetleneyim. Kendimi acındırayım okuyucuya. Belim tutuldu. Evin içinde robotik hareketlerle dolaşıyorum. Yemek bile yapamıyorum. Yapan olursa çok güzel yiyebiliyorum ama. Acıyın bana....Sokağa çıkamıyorum, bahçeye bile gidemiyorum. Çok acıyın bana.


Durmayan yağmurlar bahçede çimleri güzelleştirirken, çiçekleri biraz hırpaladı. Oysa ne hayallerle dönmüştüm Ankara'ya. Günün tamamını bahçede geçirecektim. Ne mümkün. Bugün yine asık suratlı bir Ankara havası var, soğuk. Belim çok ağrıyor. Hayallerim suya düştü. 


Güzel bir hafta geçirmek için; tüm şartlar uygun , keyfiniz bol ve daim, keseniz de dolu olsun.. Yürekten sevgiler.<3

Cumartesi, Haziran 06, 2015

Aşkla aynı değil


Senin adın aşkla aynı değil 
Kimseye bitene değin sabretmem 
Geri adım atmak 
Hiç bana göre değil 
Üzgünüm ölene değin 
Affetmem 

Cuma, Haziran 05, 2015

Sardunyalar arasında

foto: Füsun T.
bu şehir kendi kıyılarına vuruyor
sonbaharda fırtınada
bu yara ayan beyan kanıyor
bir kıvılcımınla yanıyor

bir sigara içimi uzağında
kalbim kısılı bir kuşun tuzağında
hatıralar yanıyor onlar da
bu upuzun yaz sıcağında

denize batsın güneş
bu ıssız adada
şimdi atsam kendimi
çıkarırlar Galata’da

söktüm attım kalbimi
boğulsun dalgada
sonumu bekliyorum
sardunyalar arasında

vurdum kendimi dört bir yanına
denize baktım Kalpazankaya’da
şiirler yazıyorum sana hala
şişeye koyup salıyorum sulara

Pazartesi, Haziran 01, 2015

Havuç sote

Yemek   yapmayı çok fazla  seven biri değilim. Elimde lezzetlidir aslında. Yaptım mı güzel yaparım yani. Yapmama sebeplerimden biri, fazla yememek için. Yani; çeşit ve lezzet ne kadar artarsa , o kadar fazla yenir diye düşünmekteyim. Bir diğer sebepse malum mesele. Tembellik. Mesela pasta börek işine hiç bulaşmamaya çalışıyorum. Bugünlerde canım fena halde kek çekiyor yalnız. Her an elimden bir kaza çıkabilir.  

Buzdolabında, ne demek olduğunu pek de anlamadığım şu durum mevcut , "fare düşse kafası yarılır " . Farenin buzdolabında işi ne ? Neden fare de , ayı değil mesela ! Anlayacağınız buzdolabı boş. Malzeme olmayınca , makarna kurtarıcıdır. O mutlaka mevcuttur bir yerlerde. Bende makarna yaptım iki gün önce. Sadece makarna tabakta hoş durmayacak diyerek, dolapta kalan bir havuç ve iki üç sivri biberi görünce, bunlarla nasıl bir lezzet oluşturabilirim diye.düşündüm. Ayyy çok uzattım , sadede geliyorum.

Bir adet havucu sebze soyacağı ile soyup yıkadım ve sonrasında soyma işlemine devam ettim. Ta ki havuç bitene kadar. Teflon tavaya iki yemek kaşığı zeytinyağı ilave ettim. 2-3 sivri biberi iri iri doğradım. Bir fiske tuz ilave ettim. Çok tuz atmayın havucun tadını bozar. Hani tatlı yaparken felan bir fiske atılır ya o kadarcık. Hepsini yağa attım ve sotelemeye başladım. Havuçlar hafif yumuşayınca içine bir çay kaşığı zerdeçal ilave edip, sotelemeye devam ettim. Havuçlar yenecek  kıvama gelene kadar yaptım bu işlemi. Sonrada makarnanın yanına artistik bir şekilde yuvarlayarak koydum. Makarna bir havalı oldu, tabak bir havalı oldu, aman Allah'ım. Ayyy o havuçtaki zerdeçallı lezzet, nasıl anlatsam bilmem ki. Makarnanın yanına bu kadar mı yakışır. 

Bunu bu şekilde yapan var mıdır bilmiyorum. Çünkü tamamen doğaçlama yaptım ben. Yani herhangi bir yerde görüp duyup yapmadım. Yapan yoksa patenti benim demek isterim. Varsa da arkamı döner giderim. 

afiyetle yerken kulağımı çınlatabilirsiniz 

Pazar, Mayıs 31, 2015

Pazar neşesi

Günler yağmurlu geçiyor. Yarın yaz başlıyor ama hava bahar havası. Mevsimler kaydı. 2010 yılı 24 Haziran, NTV hava durumu sayfasında şöyle yazıyor " Haziran ayı kuvvetli yaz sağanakları ile devam ediyor. " Yıl 2015 , durum benzer. Kısacası Haziran ayını da serin ve yağışlı geçirme ihtimalimiz  yüksek. An itibari ile evde kalorifer  yanıyor sabah akşam.  Bu da tarihe not olsun.

Ben halimden çok memnunum. Fazla sıcak sevmem. Limonata tadındaki bu havalara da aşığım. Yeşilin bin bir tonu taptazedir şimdi. Ve; güller, çiçekler  açtı her yerde rengarenk. Hava da doğal klimalı, insan başka ne ister diyorum; ama deniz, güneş, kumlar diye hayal eden çok kişi var tabii.

Onları bugün bir  video  ile selamlıyorum. Nasılsa yaz gelecek, ben  birazcık daha  baharımla ve yağmurlarımla mutlu olayım izninizle diyorum. Yok inatla ,  ille de deniz, güneş  ve incecik kumlar diye ısrar ediyorsanız ...  TIKTIK

nerede olursanız olun gününüzü keyifli geçirin, sevdiklerinize sıkıca sarılın..
iyi pazarlar


Küçük Moiz ilkokul çağına gelmiş. Okulda ilk günün akşamı eve dönmüş.
Annesi: “Oğlum öğretmenin bu gün neler anlattı size bakayım ?” diye sormuş.
Moiz: “Anne, Musa diye bir adam varmış, bir gün Ramses diye biriyle kapışmış, adamlarını alıp kaçmaya başlamış.
Kaçmışlar, kaçmışlar bir nehrin kenarına gelmişler. Arkadan Ramses’in ordusu geliyormuş.
Musa hemen cep telefonundan Mossad, CIA, Ordu, vs.. herkesi aramış.
Hemen helikopterlerle askerler gelmiş, nehrin üzerine bir köprü yapmışlar.
Musa ve adamları geçmiş. Ramses’in adamları köprüye girerken savaş uçakları gelmiş, köprüyü bombalamış, hepsi suya düşüp boğulmuş…”
Diye anlatırken, Anne: “İnanamıyorum !.. Öğretmenin cidden böyle mi anlattı ?” demiş.
Oğlan da: “Yaw Anne, ben sana öğretmenin anlattığı şekliyle anlatsam hiç inanmazsın..”…



Çarşamba, Mayıs 27, 2015

Balkonlar şenlensin


                  


Dün günümü balkon düzenlemekle geçirdim. Fideler aldım, eski saksıların topraklarını boşalttım, zamanı geçen çiçekleri söktüm, toprakları havalandırdım ve yeni fideleri saksılarla buluşturdum. Tüm bunları yaparken de vücudumun ne kadar dayanıksız olduğunu gördüm. Çalışmak ve kasları güçlendirmek  lazım. 

Çiçeksiz bir hayat düşünemiyorum. Gözümü açtığım yer kocaman  bahçeli bir evmiş. Aklım erdiğinde şehre yerleşmiştik ve bu seferde evin içinde çiçekler vardı. Sonrasında balkonlu eve taşındık , o gün bugündür balkonumuz ve evimizin içi hiç çiçeksiz kalmadı. İnşallah kalmaz da. Ve bahçemiz. Oturduğumuz yerden 15 km uzakta yemyeşil bir bahçemiz var çok şükür.





Balkon mevsimi başladığına göre, biraz fikir edinmekte fayda var araştırması yaparken görüp sevdiklerimi size de göstereyim istedim. 

Balkonda mum olmazsa olmaz . Ucuz ve şirin bir proje. Geçmiş yıllarda ben de yapmıştım bir benzerini balkonum için. Benim balkon minnacık olduğundan kavanozumda minnacıktı. Dışını süslemek size kalmış. Bu mumları nasıl yakacağız derseniz, bir adet spagetti makarna işinizi görecek. Bu da minnak bi püf noktası. Ve benim yaptığım mumluklar Birrrr  ikiiiii

tıktık
Yerim dar, benim balkonda bir şey olmaz demeyin.  Yeter ki balkonda yaşamayı, onu  şenlendirmeyi  isteyin. Benim balkona benziyor büyüklüğü.


Yiyip içmeden balkonun keyfi çıkmaz di mi ? Bir masa gerek o zaman.  İstediğin zaman açıp kapatabilirsen , yer tasarrufu yapmış olursun. Benim balkonumda da bir benzeri var ve çok memnunum. Koçtaş dan almıştım.

tıktık
Şöyle bir balkonum olsa, dedim görünce . Herhalde hiç içeri girmem, orada yaşarım bütün yaz.

tıktık
Sıcak göründü gözüme. Güzel yaşanıyor belli ki. Ufacık da olsa nasıl hissedip yaşadığın önemli bence.

tıktık
E bu da çok hoş olmuş. Gri ve pembe ne çok yakışır birbirine.

tıktık

Benim balkon mu ? Uzaktan çekme şansım yok ama bir iki poz paylaşayım. Dünkü çabalarım sonucu bu hale geldi. Sağ köşede bunlar var.





Ortada bunlar var. Şampiyonluğumuzu kutlamayı da ihmal etmem, bayrak asıldı hemen. Bahsettiğim masada bu işte. Kapanabiliyor.


Sol taraf ve cam önünde de bunlar var. Mis kokulu petunyalarım,  her sabah kokladığım küçük yapraklı fesleğenim, henüz açmayan sardunyalarım, yine mis kokan mini limon servim ve kuşlara su koyduğum yoğurt kabım. Bir de mini şezlong sığdırıyorum oraya ve kıpraşmadan oturuyorum .


Veee son olarak... Çiçeksiz balkon kalmasın, balkonlar şenlensin diyoruz. Bu çiçekler kadar neşeli geçsin günümüz.

tıktık


Perşembe, Mayıs 21, 2015

Çiçeklerin dili

Ocak 1953 Hayat mecmuası sayı 9.  Benim ilkokul  yıllarım. Ancak kucağıma alıp bakabildiğim , ciltlenmiş Hayat Mecmuası en büyük eğlencem. Hala seviyorum sayfalarını çevirip , eski tozlu kokusunu hissetmeyi. Çiçeklerin dili de en sevdiğim sayfalardan biri. Belkide taaa o yıllardan ve bu sayfadan geliyor çiçeklere aşkım kim bilir.











Pazar, Mayıs 17, 2015

Pazar şarkısı

Müzik setim bozulmuştu. Tamire verdim. Sağolsun tamirci bir günde yapacağı işi tam bir buçuk ayda yaptı. Yarın alacağım. Cd lerimi çok özledim. Bugünün pazar şarkısını hazırlamak için düşünürken, cdlerim içinden gözüm kapalı birini seçeyim, ondan şarkılar paylaşayım dedim ve yumdum gözümü. Cafê De Pera 8 çıktı şansımıza.
                         

Üç şarkı seçtim. Kendi sevdiklerim bunlar. Cafê De Pera cd'lerinin hemen hepsi mevcut bende, karma oluşunu seviyorum. Bazen sadece bir müzisyenin cd'sini dinlemek sıkıyor beni. O yüzden seviyorum böyle karma cd leri . Aslında bizim şarkıcılarda birlikte cd çıkarsalar ne güzel olur. Sıkılmadan dinlerim. Enbe orkestrası ve bir kaç kişi daha yapıyor bunu , belki diğerleri de yapar. 

Bu leylaklar benden size. Güzel bir pazar günü yaşamanızı dilerim. Keyfiniz , huzurunuz bol olsun. Sevdiklerinize sıkı sıkı sarılmayı unutmayın. Anne- babalarınızı ziyaret etmeyi de. Bugün pazar dinleneyim demeyin , onlarla birlikte zaman geçirin. Neden ? Çünkü gittikleri zaman bir daha o şansınız olamıyor. Ben ki her anımı annemle geçirmiş olduğum halde, şu an yanımda olsaydı diye çok istiyorum. 


                                

*1
*2
*3

Bonus şarkımız bu cd den değil. Bambaşka bir müzisyenden. İki gündür sürekli dinlediğim, sesini ve bu şarkısını çok sevdiğim  bir yorumcudan . Dinlediklerinizden sonra çok farklı gelecek ama benim için dinleyin TIKTIK 


*** şarkıları dinlemek ve radyonun sesi ile çakışmasını önlemek için lütfen blogda sağ sütunda ki radyoyu kapatınız .

Cumartesi, Mayıs 16, 2015

Günaydın

Günaydın, gününüz aydın olsun desem, bunu siz okuduğunuzda belki de gün çoktan geçmiş gitmiş olacak. Her gününüz, her anınız arzuladığınız gibi geçsin diyerek başlayım en iyisi. 

Yoğun bir günde  olmama rağmen , aklımın bir köşesinde de hep, iki arada bi derede hangi filmi izlesem diye düşünüyorum. Bu cümleyi kurmayı nasıl becerdim bilemedim ama eminim anladınız ne demek istediğimi. Aklımda Dustin Hoffman dolaşıyor. Geçenlerde Roald Dahl's Essio Trot filmini severek izlemiştim. Belki bugün onu tekrar izlerim. İzlemeyenlere de öneririm.


Filmlerde neler oluyor neler. Sinema sevenler şimdi vereceğim linkteki görselleri görünce, filmleri bir başka gözle izleyecekler. Ben öyle olmuştum ilk gördüğümde. Sonrasında da ,teknolojinin bu derece gelişmemiş olduğu yıllarda , bin bir zahmet ve yetersizlikle film çekenlerin kulaklarını , sonsuz saygıyla çınlatmıştım. Bakalım siz de ne gibi duygular oluşacak . Bu arada unutmayalım ki sosyal medyada paylaşılan kişisel fotoğraflarımızın başına  da her daim bir şeyler  gelebilir. Çünkü bazı şeyler o kadar basite indirgendi ki, herkes bu programları kullanabiliyor gibi bir hatırlatmayı da ilave edeyim hemen buraya. 

Görsel efektler olmadan filmler ve diziler nasıl olurdu bakalım mı ?

TIK TIK

Keyfi bol bir gün yaşayın. Sevgiler.

Salı, Mayıs 05, 2015

Hıdrellez

Mayıs ayı ile kucaklaşmamıza az bir zaman kaldı. Hıdrelleze de az kaldı dolayısı ile. 5 Mayıs gecesi ve 6 Mayıs günü Hıdrellez.  Hıdrellez  toplumumuzun ortak bir kültürel değeri. Tarihin ilk toplulukları da dahil olmak üzere mevsim değişiklikleri genellikle törenlerle kutlanmış. Hıdrellez de bir mevsim değişikliği. Kışın sona erip yazın başladığının müjdecisi. Yazın müjdecisi bir başka olayda dutların yaprağını açması.Dün bahçede baktım, dutların yaprakları görünmüş. Anneciğim derdi ki, dut yaprağını açmadan fazla açılmayacaksın, üşütürsün. O yüzden bu havalara aldanıp çokta açılıp saçılmayın. Yaşamında hemen herkesin bir şekilde hıdrellez törenlerine iştirak etmiş olduğunu düşünüyorum. Çünkü Türk kültüründe canlılığını koruyan geleneklerden, törenlerden  biri. Canlılığını koruma sebeplerinin en başında  ,o gece dilenen dileklerin gerçekleşeceğine olan inanç geliyor bence. Malum hepimizin bir sürü dileği var.Tabii sadece dilek dilenmiyor 5-6 Mayıs günü ve gecesi, yapılacak daha bir çok şey varmış. Ben sadece gül ağacının (yada herhangi bir bitkinin) dibine dilekleri yazıp koymayı, bereket için para koymayı, sonrada onu saklamayı bilirim. Bir de, o gün yumurta yenir derdi annem. Soğan kabuğunda haşlardım, rengi de değişirdi . Bu sene annemsiz gerçekleşecek ne yazık ki. İşte biraz okudum başka neler yapılıyor diye, okuduklarımı paylaşayım. Bakın başka neler yapılıyormuş.  

Bir kere, anladığım şu ki, o gün salıncakta sallanmak önemli bir şey. Günahlardan ve hastalıklardan arınılacağı gibi bir inanç var. 
  

Gündüz mesire yerlerine gidiliyor, yiyip içip eğleniliyor. Oyunlar oynanıyor. Yani şenlikler yapılıyor. 
Yukarıdaki afişte bu şenliklerden birini haber veriyor. Hamamönü'nde yapılan Hıdrellez şenliğini. Ankaralılara duyurulur bu vesile ile. 

Hızır ve İlyas'ın pis yerlere uğramadığına inanıldığından evler temizleniyor bir kaç gün önceden.

Benim de bahsettiğim gibi gül fidanının dibine dilediğiniz şeyi taşlarla şekillendirebilirsiniz. Mesela ev resmi yada araba resmi yapmak gibi. Bereket istiyorsanız da para koyacaksınız.Sabah parayı alıp cüzdanınıza koyacak ve bir yıl boyunca harcamayacaksınız.  Dileklerin gerçekleşmesi için tek yapmanız gereken şey, inanmak.

Hıdrellez gecesi dört yol ağzında ateş yakılır. Çocukluğumda babaannemlerde bu etkinliğe katılmıştım. Küçük olduğum için büyüklerimin yardımı ile minicik bir ateşin üzerinden atlamıştım. Bu ateşin üzerinden en az üç kez atlanacakmış. İnanış şöyle; bu atlama anında dertler kederler de ateşe dökülüyor ve üzerinizdeki uyuşuklukta gidiyormuş. Bu senede uygun olursa ateş yakıp üstünden atlamayı düşünüyorum.

Hıdrellez gecesi kızlar yatmadan önce başlarına gül yaprakları serpip dilek tutarlarmış.

O gece gördüğünüz rüyalara dikkat. Ama iyi bir rüya yorumcusu bulmanız gerekiyor.

Sağlık için elbisenizin bir parçasını gül dalına asmalısınız. Çimler üzerinde yuvarlanmakta şifa için yapılacaklar arasında. 

O gün erken kalkarsanız kısmetiniz bol oluyor. Hem güneşin doğuşunu izlemekte güzel olabilir.

5 Mayıs günü beyaz kelebek görürseniz kısmetiniz açık olacak anlamına geliyormuş. 
Small White butterfly by Marek Mierzejewski www.butterfly-photos.org (marek2)) on 500px.com
Small White butterfly by Marek Mierzejewski www.butterfly-photos.org

Evde bekar kız varsa o gün süpürge kullanmak yasak, kısmeti kapanıyor.

Genç kızlar sevdiklerinin isimlerini gül dalına asarlarsa sevdiklerine kavuşurlarmış. 

Şifa için, bizimde uyguladığımız bir adet var. Soğan kabuğu ile kaynatılan yumurta yemek. Bir nevi paskalya. 

Şimdi bize düşen 5 Mayıs gecesi dileklerimizi dilemeyi ve gerekenleri yapmayı unutmamak. Ne dilesem acaba ?

** 2013 yılı yazısının güncellenmişidir.

Pazar, Mayıs 03, 2015

Kelt müziği

Kelt müziği; gitar, keman, gayda, flüt, arp gibi çalgılar eşliğinde yapılan, İskoçya, İrlanda, Galler gibi bölgelerde yaygın olan , geleneksel bir müzik türü. İnsanı rahatlatan, genellikle de kadın vokallerin seslendirdiği , dinlendirici bir müzik. Bir de hareketli olanları var ki, insana neşe katar, dans etmeye yönlendirir. Daha detaylı bilgi ve yeni bir web sayfası keşfi için TIKTIK 

Bu müziğin öncü isimleri arasında benim bilip, sevdiklerim; Enya, Celtic Woman ve Loreena Mc Kennit,


Benim için en özel parçalardan birini paylaşacağım ilk olarak. Bugün bonusla başlayalım istedim. Bir Loreena McKennitt şarkısı aslında ama biz Türkçesini dinleyeceğiz.  BONUS 

O da özlüyormuş benim bir tanem 
Hep ağlıyormuş ben olmayınca 
Öyle yazıyor son mektubunda



1*   Siz de bulutlara bakıp kendi duanızı yapın. Ne diliyorsanız gerçek olsun. 

2*   Yeter ki inan, doğruyu bulacaksın ve duaların gerçek olacak. Güneş yeniden doğacak.

3*  Yol asla bitmez, her bitişin bir başlangıcı, her gecenin bir sabahı ve her kışın bir baharı vardır. İste, dua et. 

* Müzikleri dinlemek için , blogda sağ sütünde bulunan radyoyu kapatınız . Sonra yine açarsınız. :) Mutlu pazarlar.

Pazar, Nisan 26, 2015

Gönlümün melâli

Bazen insanın içinde garip bir şeyler olur adlandıramadığı, bundan dört yıl önce  bugüne şu notu düşerek gönlümü anlatmışım.

Günaydın... Bugün, içimde kanun ve ney sohbette ..Aynen böyle... 26 nisan 2011

bakalım mı nasılmış, öyleyse bi tık lütfen

Bonuslar
1* 
2*
3*
güzel eserler kadar güzel ve kalıcı olsun mutluluklarınız



Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...