Salı, Kasım 25, 2014

Kağıttan kar tanesi yapımı

                                                                                         Burada
Bugün Ankara şehir merkezine yılın ilk karı yağdı. Daha önce Elmadağ'a yağmış, "yakında geliyorum şehre" diye sinyal vermişti. Kar, içimdeki çocuğu canlandıran etmenlerden biri. Yeni bir yıl yaklaşırken camları  kar taneleri ile şenlendirmek keyifli oluyor. Yukarıdaki kar tanelerini pembe kağıtlarla yapıp, geçtiğimiz yıllarda camıma asmış, odama pembe kar yağdırmıştım. Bu yıl beyaz yapmayı planlıyorum. Bir sürü şablon buldum. Sizlerde yapmak isterseniz belki diye paylaşmak istedim. Evin minikleri ile güzel saatlerde geçirebiliriz bu sayede. Kek kokusu, çay buharı, masa etrafında çocuklar, kağıtlar, makaslar, kahkahalar, yükselen sesler..
                                                                                                              Burada
   
                                                                                                                                                                                            Burada
                                                                                                   Burada
*** Kağıtları nasıl katlamanız gerektiği ile ilgili bilgi BURADA





Pazartesi, Kasım 24, 2014

Yanarım

Kuş olsam ki, olamam
Karışıp sürüye uçamam
İnsanlara tepeden bakamam
Ben yapamam





Bulut olsam ki, olamam
Yağmuru içimde tutamam
Hep aynı gökte yol alamam
Ben yapamam








Yanarım yanarım
Gün geçer yanarım
Gecelerin hesabını
Ben kime sorarım




Gecelere sor beni
Gün dediğin nerden bilir ki halimi
Yalnızlığa sor beni
Göçmen kuşlar nerden bilir ki halimi









Söz- Müzik : Murat Hasarı      Dinlemek için TIKTIK 

Fotoğraflar : Füsun T.

Salı, Kasım 18, 2014

Benden şeyler


Hayatımın en tembel zamanlarından bir kısmını daha tüketiyorum. İlkbahardan beri soldan soldan gelenler , tüm bir yazı bana zehir ettikten sonra, en nihayet bu ay başında şiddetle tüm ruhumu sarınca, antidepresanımla seviyeli bir ilişkiye başladık. Ara sıra anlaşmazlıklarımız, panik hallerimiz olsa da en az altı aylık bir ilişkinin temellerini attık bir kere.  Mutluyuz şimdilik.

Bu tatsız ruh hali ve benim genel tembelliğim dolayısı ile son derece durağan günler yaşadım. Çünkü canım hiç bir şey yapmak istemediği gibi , yaptığım şeylerden de zevk almıyordum. Yani bomboş günler geçirdim. Anlatacak pek bir şey yapmadım. Yine kitapların dördünü birden okumaya başlayıp, henüz hiç birini tam anlamıyla bitiremedim. 


Kitap okurken  bile romantiktim. Ben kraliçe olmalıymışım. Elimi çırptığımda her şey emrimde olacak, ben romantik romantik takılacağım sadece. İşte bu durum duygusal dünyama da yansıyor, hemencecik depresyona giriveriyorum zorluklarla karşılaşınca. Ve kaplumbağa kabuğuna çekiliveriyor.





Resim yapmaya çalıştım ara sıra. Her iki resmide fotoğraftan çalıştım. Kendime böyle bir iyilik yaptım. Gördüğünüz tekniğin adı lavi. Yani tek rengin tonları ile yapılan çalışma. Genelde çini mürekkebi ile yapılır. Renk önemli değil, mavi olur, siyah olur,kırmızı olur,  olur da olur. Yeter ki o rengin tonları ile çalışılsın. Suluboya ile de yapılabilir bu yüzden. Hatta nescafe ile de yapabilirsiniz. 




Bağ bahçe işleri ile ilgilenmeye devam elbette. Evde de bahçede de çiçekler söküldü, çiçekler dikildi. Sıcak havalarda dostlarla hoş muhabbetler yapıldı. Sonbahar geldi yapraklar toplandı. Güzellikler eşliğinde kahveler içildi. 










Bulutları seyretmeye devam. Her daim güzel onlar. Her daim poz veriyorlar bana. Elimde makina bir o camda bir bu camda gezinip duruyorum sık sık. Bazen dakikalarca izliyorum şekilden şekle girişlerini. Yani rutin hayatıma devam. Hep aynı ben aynı şeyler. Biraz değişim gerek. Yazdıkça yayımladıkça fark ediyorum.





Resim kurslarına devam ediyorum yine. Oradaki dostlarım iyi ki hayatımda ve iyi ki varlar. Hepsini çok seviyorum. Onlarla olmaktan mutluyum. Kursumuz biraz soğuk oluyor, Naloş'um iyi ki bu şalı örmüş bana, hızır gibi yetişiyor üşüdüğüm zaman. Paylaşmak iyidir, güzeldir, mutluluktur.


Ve bugünlerde tatlı bir telaş içindeyiz. Yeğenim nişanlanıyor. Çarşı pazar dolaşıp giyebileceğim bir şeyler arıyorum ama nafile. Doğru düzgün bir şey bulabilmiş değilim. Çok mursayım kabul. Ama böyleyim napim. Benim mursalığımı bırakalım ve tüm sevenlerin mutlu olması dileği ile noktalayalım yazıyı o zaman. 



Perşembe, Kasım 13, 2014

Yılbaşı kartları

Bir koca yıl daha son günlere doğru yol alıyor. Bu yıl çok hızlı geçti sanki. Hiç bir şey anlamadım ben. Hatta geçtiğimiz hafta mağazalarda yılbaşı süsleri görene kadar ayılmadım bile. Sanki daha çokkk var gibi geliyordu bana. Madem yaklaşıyor yeni bir yıl, o zaman bizde kartlarımızı kendimiz hazırlayalım. Yapılabilir bir kaç örnek buldum.

                                                                                                                         Burada
Çocuklarla birlikte yapılabilir diye düşündüm bunları. Sonrada keşke birikmiş  düğmelerimi atmamış olsaydım dedim üzüntüyle.

                                                                                                     Burada
                                                                                               Burada
                                                                                              Burada

Salı, Kasım 11, 2014

Plastik şişeden ampul



Filipinlerin başkenti Manila da yaratıcı bir buluş yapılmış. Filipinler deyince öncelikle bir kısa not ekleyeyim. Bir arkadaşım görev dolayısı ile bir kaç yıl orada yaşamıştı. O kadar yoksul halkı var ki demişti, kenar mahaller perişan vaziyette. Suların içinde yaşıyorlar, kulubelerde diye anlatmıştı. Ve kendisi de onların orada sefalet içinde yaşadığını bilerek, yaptığı yemekleri yerken hep boğazına düğümlendiğinden bahsetmişti. İşte bu yoksul halkın ışık almayan evlerini aydınlatacak çok basit bir yöntem keşfedilmiş.

Kullanılmış bir pet şişe, çamaşır suyu ve normal sudan ibaret bir buluş. Önce plastik şişe tavana açılan delikten içeri yerleştiriliyor, sonra içine su ve çamaşır suyu ilave ediliyor. Veee , güneş ışığı açılan delikten dikey olarak içeriye girerek 360 derece yansıma ile bulunduğu ortamı aydınlatıyor. Ampullerin ömrü yaklaşık 10 aymış. Şimdi Massachusetts Institute of Technology (MIT) öğrencileri , bu projeyi geliştirmek için kolları sıvamış. Ampullerin, yani plastik şişe ampullerin 5 yıla kadar dayanması için araştırmaya devam edeceklermiş. Bu ampuller sadece gündüz güneş ışığı olduğunda işe yarasada, %90 ı yoksul olan Manila halkı için büyük nimet. 55W ila 60W arası ışık sağlayabiliyormuş plastik şişeler.

Bakın nasıl bir sistem Videoyu izlemek için TIK

Kaynak



Pazar, Kasım 09, 2014

Berlin duvarının yıkılışının 25.nci yıldönümü

Doğu Alman vatandaşlarının Batı Almanya'ya kaçışlarını önlemek için 13 Ağustos 1961 de yapılan 46 km uzunluğundaki duvar, 9 Kasım 1989 da yıkıldı.

1990 Berlin duvarı yıkılırken


Sanat hayatın her alanında olduğu gibi burada da var tabii ki. Duvarı anlatan bir sürü şarkı yapıldı. Bugün Pazar, malumunuz şarkı günü. Bende sizler için duvarla ilgili üç şarkı seçtim. Şarkı sözleri ve klipler çok şey anlatıyor.

Hepimize sevdiklerimizle, özgürce yaşayacağımız, sağlıklı günler diliyorum. Keyfiniz bol olsun bu hafta sonuda.


** Şarkıları dinlemek için şarkı isimlerinin üzerine tıklayınız.

Pink Floyd  A Great Day for Freedom.

A Great Day For Freedom
On the day the wall came down
They threw the locks onto the ground
And with glasses high we raised a cry for freedom had arrived

Özgürlük İçin Harika Bir Gün
Duvarın yıkıldığı gün
Attılar kilitleri yere
Ve bardaklarımızı kaldırarak, bir çığlık kopardık gelen özgürlük için

Scorpions Wind Of Change

Did you ever think
That we could be so close, like brothers
The future's in the air
I can feel it everywhere
Blowing with the winds of change

Hiç düşünmüş müydün?
Bu kadar yakın olabileceğimizi, kardeş gibi
Gelecek havada
Onu her yerde hissedebiliyorum
Değişim rüzgarlarıyla birlikte esiyor


Elton John Nikita

Oh I saw you by the wall
Ten of your tin soldiers in a row
With eyes that looked like ice on fire
The human heart a captive in the snow

Seni o duvarın önünde görmüştüm
Kurşun askerlerin sıraya dizilmişti
Ateş üstünde buz gibi gözlerinle
Karlar içinde hapsolmuştu insan yüreği

Cumartesi, Kasım 08, 2014

Çay saati



Çay saati gelmiş. Madem öyle mutfaklarda çaydanlıkların çıkardığı buhar içimizi ısıtırken, biz de masaya yerleşip biraz bir şeyler okuyalım çay demlenirken.



Birazda müzik olsun mu ?

Perşembe, Kasım 06, 2014

Uluslararası suç ve ceza film festivali



İstanbul'lular için bir etkinlik duyurusu. 7 Kasım 2014 _ 13 Kasım 2014 tarihleri arasında İstanbul Üniversitesi Hukuk fakültesi öncülüğünde ortaya konulan, fikir babasının Prof. Dr Adem Sözüer olduğu bir festival bu. Sinema ile hukuk dünyasını buluşturan festival dünyada bir ilkmiş. Festivalde çeşitli ülkelerde çekilen suç ve ceza ile ilgili filmler ve bu filmleri yapanlar izleyici ile buluşturuluyor.  Film gösterimleri ücretli, onun dışındaki etkinlikler  ücretsiz ve herkese açık. 

                                               Açılış filmi The İmmigrant _ Göçmen



Bu etkinliği takip etmek isteyenler için tüm detaylı bilgiler  Uluslararası suç ve ceza film festivali sitesinde.  TIKTIK 

Çarşamba, Kasım 05, 2014

Evin neşesi

Geçen hafta Boyner Ev'de yeni yıl süslerini görünce , bir an hangi ayda olduğumuzu düşündüm. Daha yeni yıla epeyce var ama her yerde bir erkencilik söz konusu. Bloglar, AVM'ler, mağazalar hepsi erkenci. E bende uyayım bu hıza dedim. Bir kaç minik aksesuar yapsak fena olmaz di mi.? Masalarımızı süsleriz. Yeni yıl süslemeleri her daim içimi sıcacık yapar zaten. 
Kar, kırmızı, beyaz = Mutluluk hissi
yeni yıl süslemeleri Foto kaynak

Fotoğrafın güzelliğine bakar mısınız. Yapımı çok zor değil gibi görünüyor. Kardan adam yapamasak bile sadece karlarını yapsak olmaz mı ? Fotoğrafın altındaki yazıya tıklarsanız diğer süslemeleri de görebilirsiniz.

yeni yıl süslemeleri Foto kaynak


Evinde kara tahta ve çocukları olanlar için neşeli olmuş bu süsleme bence. Kara tahta beni çocukluğuma götürdü. Benden beş yaş küçük erkek kuzenimi, halam bazen bana emanet eder alışverişe giderdi kısa süreli. Ben ilkokuldayım. Okuma yazma öğrenmişim. Öğretmen olmaya pek hevesliyim. Kuzeniminde minicik boyu kadar bir kara tahtası var. İşte o kara tahtanın başında ona okula gitmeden önce okuma yazmayı zorla öğretmiştim. 

Geçen yıllarda bu dantellerin beyazını örüp camıma asmıştım. Bu renkte çok hoş durmuş. Yapılası işler arasında. Şeffaf iple asarsanız kar yağıyormuş hissi veriyor. Evlere biraz neşe katmak , bize de neşe verecektir diye umuyorum.


Pazartesi, Kasım 03, 2014

Aslında

ASLINDA BU DENLİ GÜZEL KOKMAZ 

 Aslında bu denli güzel kokmaz hiç bir karanfil, 
 Onda seni kokladığımdan bunca güzel. 
 Aslında bu denli güzel olmaz hiç bir Sarıyer, 
 Orda seni öptüğümden bunca güzel. 
 Aslında bunca güzel olmaz hiç bir dünya, 
 Seni sevdiğim için dünya da böyle güzel. 
 Aslında bu denli deli değildim sor kime istersen, 
 Sevince seni delilik bile bak ne güzel. 
 Aslında sen dünya güzeli değilsin, 
 Sevdiğim için dünyada tek güzelsin... 
 AZİZ NESİN



Pazar, Kasım 02, 2014

Perşembe, Ekim 30, 2014

Termal


Latince adı Nymphaea, Türkçe adı Nilüfer. Bu yaz Yalova'nın Termal ilçesine gittiğimde çekmiştim bu fotoğrafları. Anılar var bende bir sürü. Sık sık beni ziyaret eden anılar. Yıllar yıllar önce Termal'de bir kaç gün kalıp sessizliğe ve Ağustos böceği seslerine doymuştuk ailece. Hiç esintinin olmadığı gecelerde balkonda otururken anneciğim çam ağaçlarının tepesine bakar, "ohh kıpırdadı çok şükür , esinti çıkacak " derdi. Biraz fazla ısınmış, ama ruhumuzu çok güzel dinlendirmiştik. Gecenin sessizliğinde binlerce Ağustos böceği aynı anda cırcır öterdi. İlk gün tuhaf ve birazda rahatsız edici sese, sonraki günler alışmıştık. Biz kaplıcadan faydalanmak için değil, sadece orman içinde kafa dinlemek için gitmiştik. 



Termal kaplıcaları ile ünlüdür. Gökçedere ve Üvezpınar köyleri arasındaki sıcak su kaynaklarından çıkan buhar nedeni ile yeraltı tanrısının burada yaşadığına inanılmış Roma devrinde . Suları şifalıdır. Samanlı dağlarının eteğindedir. Gözler yeşile doyar burada. Topraklarında ender görülen bitkiler yetişir. Ziyaret ederseniz ağaçların üzerinde bulunan künye plakalara bakın. Bitkiler hakkında bilgiler bulacaksınız. 


4000 yıl önce doğa olayları sonucu oluşan kaplıcalar, 2000 yıldır insanların şifa için geldikleri bir yer. Osmanlı zamanında, Bezm_i alem Valide Sultan romatizma ağrıları için kaplıcaya gelip, şifa bulunca , oğlu Sultan Abdülmecit eski hamamları onarmış, restore etmiş ve yeni tesisler yaptırmış .






İyi de etmiş. Dertlere deva hastalara şifa bir yer haline gelmiş. Turistik bir yer aynı zamanda. Özellikle Araplar tarafından çok tercih ediliyor. Termal'de bir sürü otel mevcut. Yaz aylarında Gökçedere köyünde pansiyonculuk da yapılıyor. Ve köy halkından çok Arap görüyorsunuz köyde.




Mide suyu, göz suyu ve ayak suyu önemli şifa suları. Şifalı sudan oluşan havuzu da romatizmal hastalıklara iyi gelir. İçilebilen suları, sindirim sistemi, böbrek hastalıkları,kadın hastalıkları, karaciğer ve safra kesesi rahatsızlıklarına iyi gelmektedir. Yaz günü o sıcak su havuzuna girince hamur gibi olur vücudunuz. Bi rahatlarsınız , yumuşacık olursunuz. 


Fotoğraf,  mide suyu çeşmesine ait. Su ılık, içmesi pek zevkli değil ama şifa olunca doldurup doldurup içiyor herkes. Abdülmecit tarafından canlandırılan halkın hizmetine sunulan Termal, Kurtuluş savaşı yıllarında kaderine terk edilir. Kimseler uğramaz olur. Termal'in bundan sonraki en büyük değişimi ise Ulu Önderimiz Atatürk'ümüzün 19 Ağustos 1929 da Termal'e gelmesi ile başlar. Termal'i çok beğenen Atatürk buraya bir köşk yaptırır. Köşk 38 günde tamamlanır. Mimarı Prof. Sedad Hakkı Eldem'dir. Cumhuriyet dönemi mimarisinin güzel örneklerinden biridir. Köşk döneminde kullanılan eşyaları ile müze haline getirilmiştir. Bu gittiğimde köşkün fotoğrafını çekmemiştim. Eski çektiğim fotoğrafları da bulamadım ne yazık ki. Fotoğraf görmek için TIK  Termal sağlık bakanlığı tarafından işletiliyormuş. Bu yıl gittiğimde her şeyi ve her yeri çok bakımsız buldum. Bi kahve içeriz demiştim ama bakımsızlıktan  kahve içecek bir yer de bulamadım açık havada.  Köşkün yanında bir çay bahçesi vardı, temiz güzel bir yerdi. Bir ümit oraya yöneldim ama ne yazık ki onu da kapatmışlar. Merkezdeki çay bahçesi ise çok pis göründü gözüme. Bir revizyon daha gerekiyor bence. 


Kafa dinlemeye gitmiştik demiştim ya yıllar yıllar önce. Daha sonraki yıllarda da her sene uğradık Termal'e. Çünkü yazlık evimize çok yakın. Anneciğim Nilüfer havuzunu çok severdi. Onun kenarındaki banklarda oturur Nilüferler'i seyrederken dondurma yerdik. Eski eski yıllarda çok güzel bir dondurmacı vardı orada. Kaymaklı dondurması şahaneydi. Ortancaları da çok güzledi Termal'in. Onlara da bayılırdı anacım.Yani bu nilüfer çiçeklerinin anısı var ya bende, bu yıl sırf o yüzden yine gittim. Dondurmacı artık yok ama çiçekler hala mevcut. Tabii  o günler yeniden yaşandı nilüfer çiçekleri önünde, gözler doldu, sonra biraz taştı. Sonra hayata geri dönüldü.



Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...